Advanced Search Filters
Filter search results by source, date, and more with our premium search tools.
"Not: 2 - Yukarıda gördük ki (Akaş) sözünün bir manası da "bitmek" demektir. Güneş, (Akaş) vaziyetinden sonra görünmiyor, kayboluyor, bitiyor. (Akaş), güneşin görülmesine mani olan âdeta bir sed, bir mania, bir duvar gibi bir anlam veriyor. İşte bu anlamladır ki gözümüzün üstünde bulunup alnımızı görmeye mani olan yüksekliğe de (Akağş = kaş) deriz.
Büyük bir ırmağın ve yahut denizin yüksek kenarına, yüksek sahillere de (kaş) denir. Kelimenin Yakutçada şekli (hağs) tır ve "kaş, kıyı" demektir."
Filter search results by source, date, and more with our premium search tools.
Related quotes. More quotes will automatically load as you scroll down, or you can use the load more buttons.
Türkler, Arapların (İslâm) dinini kabul etmeden önce de büyük bir ulus idi. Arap dinini kabul ettikten sonra, bu din, ne Arapların, ne aynı dinde bulunan Acemlerin (İranlıların), ne de Mısırlıların ve başkalarının Türklerle birleşip bir ulus
oluşturmalarına hiçbir etki etmedi. Tersine, Türk ulusunun ulusal bağlarını gevşetti; ulusal duygularını, ulusal heyecanını uyuşturdu. Bu pek doğal idi. Çünkü Muhammed'in kurduğu dinin amacı, bütün ulusların üstünde yaygın bir Arap ulusçuluğu politikasına dayanıyordu.
Ne zaman ki ahlakımız bozularak fedakârlık ve mertlik damarlamız gevşedi, fetih düşüncesi söndü, milletin şanını yükseltme amacı yerine kişisel yarar sağlama ve can derdi belasına düştük; işte bunun üzerine yenilgiden yenilgiye, felaketten felakete sürüklendik, çeşitli yoksulluk ve yoksunluklara mahkûm edildik.