Works in ChatGPT, Claude, or Any AI
Add semantic quote search to your AI assistant via MCP. One command setup.
" "Teachers are the one and only people who save nations.
Add semantic quote search to your AI assistant via MCP. One command setup.
Related quotes. More quotes will automatically load as you scroll down, or you can use the load more buttons.
Eski hukukumuzun kaynağı Arap İslam Hukuku idi. Dinî bakış açısı bu hukukun ölçüsü idi. Dinî görüş sadece medenî hukukta değil, anayasalarda bile hükmünü yürütüyordu. Yeni hukukumuzun esin kaynağı, bir taraftan Türkçülük, diğer taraftan Batıcılıktır. İnkılabın yoğun çalışma döneminde, milletin çıkarlarını derin şekilde hissetmekten kaynaklanan görüşlere göre, yeni hukukumuzun millî, felsefi, toplumsal esasları mevcuttur. Hukukumuzun bu bilimsel esaslarını tespit ve aydınlatmak için, ülke tamamen yeni ruhla canlanmış bir bilimsel kuruma muhtaç idi.
Efendiler, biliyorsunuz ki, bizde bir kanaat teorisi vardır. Kanaatkâr olmak teorisi vardır. Bu çok yanlıştır. Bu teori, aslında, olduğu mana ve özden çok çıkarılmıştır. Kastedilen, anlaşılan ile bağdaşmaz. Kanaatkâr olmak demek, fakir olmak, az şey ile yetinmek demek değildir. Bunu bir tarafa bırakalım. Diğer taraftan bunu çürüten bir şey daha vardır. Bir millet insanları çok çalışmaya mecburdur. Ne için çalışacak? Gaye, hayatın gerektirdiği her şeyi tedarik etmek ve en iyi tarzda tedarik etmektir. Bu ise zengin olmayı hedeflemekle mümkündür. Bir insan ve bir toplum zengin olacağım dediği zaman, ne kadar çok şey lazım olduğunu görerek ve onların her birini ayrı ayrı tedarik ederek en son bir vaziyete, mükemmel bir vaziyete ulaştırmak, mecburiyetindedir. Bunu şiar edinelim. Milletimizi zengin etmek lazımdır; kuvvetli kılmak için. Zengin olan muvaffaktır. Bu millet, muvaffak olmak istiyorsa zengin olacaktır. Kanaatkârlıktan bahseden insanların -ki hepimizin kulağına gelen- yorum tarzlarının yanlış olduğunu avazımız çıktığı kadar bağıralım. Çünkü böyle hareket etmezsek, çünkü o miskince tasavvurların tatbikatına koyulursak, o zaman en miskin vaziyette kalırız. Ve bu kadar miskin vaziyette kalan insanlar da, âli insanlardan meydana gelen toplumlar karşısında yalnız uşak olmaya mahkum kalır.
Efendiler, bu durum karşısında bir tek karar vardı. O da ulusal egemenliğe dayanan, kayıtsız şartsız bağımsız yeni bir Türk Devleti kurmak!
Bu kararın dayandığı en güçlü düşünce ve mantık şuydu: Temel ilke, Türk ulusunun onurlu ve şerefli bir ulus olarak yaşamasıdır. Bu ilke ancak tam bağımsızlığa sahip olmakla sağlanabilir. Ne kadar zengin ve bolluk içinde olursa olsun, bağımsızlıktan yoksun bir ulus, uygar insanlık dünyası karşısında uşak olmak konumundan daha yüksek bir muameleye layık olamaz.
Yabancı bir devletin koruma ve kollayıcılığını kabul etmek, insanlıktan yoksunluğu, güçsüzlük ve uyuşukluğu kabul etmekten başka bir şey değildir. Gerçekten bu seviyesizliğe düşmemiş olanların, başlarına isteyerek bir yabancı efendi getirmelerine asla ihtimal verilemez.
Oysa Türk'ün onuru, gururu ve yeteneği çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir ulus tutsak yaşamaktansa yok olsun daha iyidir!
O halde, ya bağımsızlık ya ölüm!
İşte gerçek kurtuluş isteyenlerin parolası bu olacaktır.