he is betrayed by the cynical sparkle of her eyes, by her sophisticated look. Real ladies do not know the price of things, they like adorable follies… - Jean-Paul Sartre

" "

he is betrayed by the cynical sparkle of her eyes, by her sophisticated look. Real ladies do not know the price of things, they like adorable follies; their eyes are like beautiful, hothouse flowers.

English
Collect this quote

About Jean-Paul Sartre

Jean-Paul Charles Aymard Sartre (21 June 1905 – 15 April 1980), normally known simply as Jean-Paul Sartre, was a French existentialist philosopher, dramatist and screenwriter, novelist, and critic. He had an enduring personal relationship with fellow philosopher Simone de Beauvoir.

Biography information from Wikiquote

Also Known As

Pen Names: Jacques Guillemin
Alternative Names: Jean-Paul Charles Aymard Sartre Jean Paul Sartre J.P. Sartre J.-P. Sartre Sartre
Go Premium

Support Quotewise while enjoying an ad-free experience and premium features.

View Plans

Related quotes. More quotes will automatically load as you scroll down, or you can use the load more buttons.

Shorter versions of this quote

Additional quotes by Jean-Paul Sartre

Şu tepenin üstünde, kendimi onlardan ne kadar uzak hissediyorum. Sanki başka türdenim ben. Bütün gün çalıştıktan sonra bürolardan çıkıyor, evlere ve meydanlara neşeyle bakıp, bu kentin, kendi kentleri olduğunu, bir 'güzel burjuva kenti' niteliği taşıdığını düşünüyorlar. Korkmuyorlar; kendi yurtlarında olduklarını duyuyorlar. Musluklardan akan evcil kent suyundan, düğme çevrilince ampullerden yayılan ışıktan, dayanaklarla desteklenmiş melez ağaçlardan başka şey bilmezler. Her şeyin bir mekanizmaya uyarak ortaya çıktığını, dünyanın belli ve değişmez yasalara göre işlediğini günde yüz kere görürler: Boşlukta, bütün nesneler aynı hızla düşer; park yazın her gün saat altıda, kışın da dörtte kapanır; kurşun 335 derecede erir; son tramvay Hotel de Ville'den on biri beş geçe kalkar. Durgun, biraz asık suratlı kimselerdir. Yarın'ı, yani bugünün bir tekrarını düşünürler; kentlerde her sabah yeniden orataya çıkan tek bir gün vardır. Pazarları, bu tek günü az buçuk süslerler. Avanaklar! Güven dolu, kalın suratlarını göreceğimi düşündükçe tiksinti kaplıyor içimi. Yasalar yaparlar, bayağı romanlar yazarlar, çocuk yapma budalalığına düşmekten kurtulamazlar. Ama o koskoca, ne idüğü belirsiz doğa, kentlerine girmiş, her tarafa, evlerine, bürolarına, kendilerine bile sızmıştır. Doğa kıpırdamaz, olduğu gibi durur; onlar, içleri dolduğu, doğayı soludukları halde farkında değillerdir. Kentin dışında, yirmi kilometre uzakta olduğunu sanırlar doğanın. Onu görüyorum ben,bu doğayı görüyorum. Baş eğişinin tembellikten geldiğini biliyorum; yasaları olmadığını da biliyorum, onun düzenliliği sandıkları şey...Doğanın alışkanlıkları var yalnız, yarın değiştirebilir onları.

Absurd, irreducible; nothing — not even a profound and secret delirium of nature — could explain it. Obviously I did not know everything, I had not seen the seeds sprout, or the tree grow. But faced with this great wrinkled paw, neither ignorance nor knowledge was important: the world of explanations and reasons is not the world of existence. A circle is not absurd, it is clearly explained by the rotation of a straight segment around one of its extremities. But neither does a circle exist. This root, on the other hand, existed in such a way that I could not explain it.

Loading...