Advanced Search Filters
Filter search results by source, date, and more with our premium search tools.
" "Bu devleti, yeni Türkiya devletini tesis eden bir asli unsur vardır. Ve bu asli unsur ile işbirliği yapmış, talihini birleştirmiş unsurlar dahi vardır. Bu unsurlardan dindaş olanlar da vardır, başka başka din ve mezhepte bulunanlar da vardır. Bu memlekete ve bu devletin hakiki dayanağına daima iyi, âlicenabane hislerle mütehassis olmuş ve fiilleri ve hareketleri daima bu hissiyat dahilinde geçmiş bulunan ırkların aynı dinden olması şart değildir; mesela Musevi vatandaşlarımız gibi. Şüphe yok ki, Musevi vatandaşlarımız hiçbir vakitte bu memlekette olduğundan daha çok refah ve saadete sahip olamazlar. Şimdiye kadar böyle olmuştur. Yeni Türkiya, bu suretle kendilerine daha çok güven verici olur. (Alkışlar.) Diğer unsurlar dahi, gayrimüslim unsurlar dahi, mübadeleden sonra memleketimizde kalmış olacaklar dahi emin olabilirler ki, şimdiye kadar kapıldıkları teşviklerin ve kışkırtmaların artık bundan sonra hiçbir faydası, tesiri, hükmü olmadığını takdir eder ve tam bir sadakatle bu milletin içinde yaşamaya karar verirlerse, hiçbir vakitte bu millet tarafından kötü muameleye maruz kalmayacaklardır. Ve insaniyetin icap ettirdiği bütün hususların kendileri hakkında tatbik edilmiş olduğunu göreceklerdir. (Alkışlar.)
Filter search results by source, date, and more with our premium search tools.
Related quotes. More quotes will automatically load as you scroll down, or you can use the load more buttons.
Efendiler, toplumsal hayatın temeli asri aile hayatıdır. Aile, izaha hacet yoktur ki. kadın ve erkekten meydana gelmiştir. Kadınlarımız hakkında, erkekler hakkında söz söylediğim kadar fazla izahatta bulunmayacağım. Fakat bu ulvi mevcudiyeti bilhassa huzurlarında müsamaha ile geçemem. Müsaade buyurulursa bir iki kelime söyleyeceğim ve siz ne söylemek istediğimi kolaylıkla anlayacaksınız. Seyahatim esnasında. köylerde değil, bilhassa kasaba ve şehirlerde kadın arkadaşlarımızın yüzlerini ve gözlerini çok sıkı ve itinalı surette kapamakta olduklarını gördüm. Bilhassa bu sıcak mevsimde bu tarzın kendileri için mutlaka azap ve ıstırap verici olduğunu tahmin ediyorum. Erkek arkadaşlar, bu biraz bizim bencilliğimiz eseridir. Bu belki çok iffetli ve dikkatli olduğumuzun icabıdır. Fakat muhterem arkadaşlar, kadınlarımız da, bizim gibi idrak ve fikir sahibi insanlardır. Onlara son icapları telkin etmek ve milli ahlakımızı anlatmak ve onların dimağını nur ile, incelikle donatmak esası üzerinde bulunduktan sonra fazla bencilliğe lüzum kalmaz. Onlar da yüzlerini cihana göstersinler. Ve gözleriyle cihanı dikkatle görebilsinler. Bunda korkulacak bir şey yoktur.
Premium members can get their quote collection automatically imported into their Quotewise collections.
Arkadaşlar, başında taç taşıyan insanlar, tahtında oturmak sevdasını irsen duymuş olan insanlar, şüphe yok ki, hâkim olduğu memleketin mamur olduğunu ister. Ve o memleketin çok zengin olduğunu ister; çünkü servet ne kadar çok olursa, kendi tacına ve kendi tahtına o kadar çok mücehverler ilave edecek kaynağa sahip olur. Yalnız bunun için ister. Yalnız bir şartla, o da mutlaka o tahta oturacaktır ve o tacı başında tutacaktır. Bu tahtın ve bu tacın herhangi bir şekil ve surette en ufak bir tehlikeye maruz olduğunu gördüğü zaman. onu bertaraf edebilmek için her türlü fedakârlığı yapar. Çünkü kendi şahsına ait değildir. O memlekete ve o millete aittir. Halbuki bu taç ve tahtın tehlikeye maruz olamaması, hükmettiği insanların akıldan, ferasetten, ilimden, görmekten mahrum bulunmasıyla mümkündür. Yoksa kafasını ilimle, fenle bezemiş, insanlığın ne demek olduğunu idrak etmiş olan fertlerden meydana gelmiş bir toplumun hiçbir vakitte böyle bir taç ve taht sahiplerine hizmetkârlık etmesine imkân yoktur. (Alkışlar) İşte o zaman son Osmanlı padişahı ve halife yalnız çok mundar olan o taç ve tahtını muhafaza edebilmek için en tehlikeli düşmanlarla el ele vermiş ve onların yapamayacağı, onların tesis edemeyeceği kuvvetleri tesis etmişti. Yani milletin doğrudan doğruya vicdanını harekete getirecek kuvvetleri düşmanlara vermişti. Hepiniz bilirsiniz ki, bu güzel memleketi çiğneyen ve burasını çiğnedikten sonra doğuya doğru zehirli hançerlerini saplayan Yunan ordusunun elinde, bu memleketi mahvetmek için ferman vardı, fetva vardı.
Her gün muharebe saflarımızın semasında düşman tayyareleri bu fetvaları ve bu fermanları atıyor ve diyordu ki, biz padişahınız ve halifeniz tarafından memuren geliyoruz. Ve biz onun askeriyiz ve onun askeri idi. Zavallı millet bu kadar hain ve bu kadar zararlı olan bu mahlukun mahiyetini anlamakta çok tereddütlü idi. Mazur yahut mazur değil, onun için bir şey diyemem, fakat tereddütlü idi. Ve halkın fikir ve hislerindeki bu tereddüt, teşebbüs erbabında dah