Unlimited Quote Collections
Organize your favorite quotes without limits. Create themed collections for every occasion with Premium.
" "Efendiler, bu yazıların anlamı ve bu düşüncelerden amacın ne olduğu bugün kolaylıkla anlaşılmaktadır. Yarın, daha açık bir şekilde anlaşılacaktır. Gelecek kuşakların, Türkiye'de cumhuriyetin ilanı günü, ona en acımasız bir şekilde saldıranların başında, cumhuriyetçiyim iddiasında bulunanların yer aldığını görerek şaşıracaklarını asla sanmayınız! Aksine, Türkiye'nin aydın ve cumhuriyetçi çocukları, böyle cumhuriyetçi geçinmiş olanların gerçek anlayışlarını çözümlemekte ve belirlemekte hiç de kararsızlığa düşmeyeceklerdir.
Onlar kolaylıkla anlayacaklardır ki, çürümüş bir hanedanın, halife unvanıyla başının üstünden zerre kadar uzaklaşmasına olanak bırakmayacak şekilde korunmasını zorunlu kılan bir devlet şeklinde, cumhuriyet rejimi ilan olunsa bile, onu yaşatmak mümkün değildir.
Unlimited Quote Collections
Organize your favorite quotes without limits. Create themed collections for every occasion with Premium.
Related quotes. More quotes will automatically load as you scroll down, or you can use the load more buttons.
Gelecek kuşakların, Türkiye'de cumhuriyetin ilanı günü ona en acımasız bir şekilde saldıranların başında, cumhuriyetçiyim iddiasında bulunanların yer aldığını görerek şaşıracaklarını asla sanmayınız! Aksine Türkiye'nin aydın ve cumhuriyetçi çocukları, böyle cumhuriyetçi geçinenlerin gerçek yüzlerini çözümlemekte ve belirlemekte hiç de kararsızlığa düşmeyeceklerdir.
Gerçi bir Bursa mebusu, bütün yasama hayatında, hiçbir vakit kürsüye çıkmamış ve hiçbir vakit mecliste, millet ve cumhuriyet menfaatlerini savunmak için bir tek kelime dahi söylememiş olan Bursa Mebusu Nurettin Paşa, yalnız şapka giyilmesi aleyhinde uzun bir önerge vermiş ve bunu savunmak için kürsüye çıkmıştır. Şapka giydirilmesinin 'Anayasaya, millî hâkimiyete ve kişi dokunulmazlığına aykırı bir muamele' olduğunu iddia etmiş ve bunun 'halka uygulanmamasının bir kanunla sağlanmasına' çalışmıştır.
Fakat Nurettin Paşa'nın, millet kürsüsünden alevlendirmeyi başardığı taassup ve gericilik duyguları, o da birkaç yerde yalnız birkaç gericinin, İstiklal Mahkemelerinde hesap vermeleriyle söndü.
DİYARBEKİR HALKEVİ MUSİKİ ŞEFİ CELAL BEY'E
(8 EYLÜL 1932)
Diyarbekir'e ait topladığı halk türkülerini gramofonda okumak üzere İstanbul'a giden Diyarbekir Halkevi Musiki Şefi sanatkar Celal Bey, Aziz Fahri Hemşehrimizi Dolmahahçe Sarayı'nda ziyaret etmiş ve iltifatlarına mazhar olmuşlardır. Büyük Kurtarıcı 'mız Diyarbekirli hemşehrilerinin hallerini sorduktan sonra bu gencin dilinden yüksek ruhunun coşkun ve ölümsüz kaynaklarından akıp gelen bu veciz hitabeyi irat buyurmuşlardır:
Ben Türk elinin kahraman bir bucağındanım. Yazık ki oraya Bekir diyarı diyorlar, fakat özünde Türk diyarı idi. Bekir sonradan ona ad olmuş. Fakat biz öz diyarımızın ne olduğunu biliriz. Bizim diyarımız Oğuz Türk'ün has konağıdır. Biz de bu yüce konağın çocuklarıyız.
Buraya konduğumuzdan beri ne olduğumuzu anlatmaya çalıştık ve anlatıp duruyoruz ki: Türk eli büyüktür ve yeryüzünde yalnız o büyüktür. Her yeri dolduran Türk'tür ve her yanı aydınlatan Türk'ün yüzüdür.
Diyarbekirli, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı ve Makedonyalı hep bir ırkın evlatları, hep aynı cevherin damarlarıdır.
Bizim yeni işimiz budur.
Bu damarlar birbirini duysun ve birbirini tanısın. Bu dediğim şey hakikat olacak, çünkü hakikattir. Bu dediğim şey olduğu zaman başka bir âlem görülecek ve bu âlem dünyaya hayret verecek, nur ve feyzini insanlığa saçacaktır. Hakikat güneşi durmaz, daima yükselecek, Türk'ün varlığı bu köhne âleme yeni ufuklar açacak, güneş ne demek, ufuk ne demek o zaman görülecek.
Bu karmakarışık işlerin içinden çıkıp yükselebilmek için bize dirilik gerektir. Birlik onunla beraber yürür. Diri yalnız Türk milletidir, birliği ortaya koyan da Türk'tür, dirliğin ne olduğunu anlatan da Türk'tür, çalışalım.
Ben, manevî miras olarak hiçbir nass-ı katı’, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevî mirasım, bilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü güçlükler önünde, belki amaçlara tamamen eremediğimizi, fakat asla ödün vermediğimizi, akıl ve bilimi rehber edindiğimizi onaylayacaklardır. Zaman hızla dönüyor, milletlerin, toplumların, bireylerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve bilimin gelişimini inkâr etmek olur. Benim, Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra, beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve bilimin rehberliğini kabul ederlerse, manevî mirasçılarım olurlar.