Gerçi bir Bursa mebusu, bütün yasama hayatında, hiçbir vakit kürsüye çıkmamış ve hiçbir vakit mecliste, millet ve cumhuriyet menfaatlerini savunmak i… - Yuksel Atillasoy

" "

Gerçi bir Bursa mebusu, bütün yasama hayatında, hiçbir vakit kürsüye çıkmamış ve hiçbir vakit mecliste, millet ve cumhuriyet menfaatlerini savunmak için bir tek kelime dahi söylememiş olan Bursa Mebusu Nurettin Paşa, yalnız şapka giyilmesi aleyhinde uzun bir önerge vermiş ve bunu savunmak için kürsüye çıkmıştır. Şapka giydirilmesinin 'Anayasaya, millî hâkimiyete ve kişi dokunulmazlığına aykırı bir muamele' olduğunu iddia etmiş ve bunun 'halka uygulanmamasının bir kanunla sağlanmasına' çalışmıştır.
Fakat Nurettin Paşa'nın, millet kürsüsünden alevlendirmeyi başardığı taassup ve gericilik duyguları, o da birkaç yerde yalnız birkaç gericinin, İstiklal Mahkemelerinde hesap vermeleriyle söndü.

Turkish
Collect this quote
PREMIUM FEATURE

Advanced Search Filters

Filter search results by source, date, and more with our premium search tools.

Related quotes. More quotes will automatically load as you scroll down, or you can use the load more buttons.

Additional quotes by Yuksel Atillasoy

Milletler, hâkimiyetini geçici dahi olsa bırakacağı meclislere dahi lüzumundan fazla emniyet ve itimat etmemelidir. Çünkü meclisler dahi istibdat yapabilir. Ve bu istibdat şahsi istibdattan daha tehlikeli olabilir. Bunun için meclisler belli ve sınırlı zamanlarda yenilenir. Bu sayede milli hâkimiyet daha emin esasa ve şartlara bağlanmış olur. Meclisler makul haddinden fazla uzun müddet devam ederse, bu takdirde vekillerle müvekkiller arasındaki görüşler birbirinden ayrılmaya ve bağlar çözülmeye başlar. Nihayet vekiller başka şey, müvekkiller başka şey düşünmeye başlarlar.

My people are going to learn the principles of democracy the dictates of truth and the teachings of science. Superstition must go. Let them worship as they will, every man can follow his own conscience provided it does not interfere with sane reason or bid him act against the liberty of his fellow men.

DİYARBEKİR HALKEVİ MUSİKİ ŞEFİ CELAL BEY'E

(8 EYLÜL 1932)

Diyarbekir'e ait topladığı halk türkülerini gramofonda okumak üzere İstanbul'a giden Diyarbekir Halkevi Musiki Şefi sanatkar Celal Bey, Aziz Fahri Hemşehrimizi Dolmahahçe Sarayı'nda ziyaret etmiş ve iltifatlarına mazhar olmuşlardır. Büyük Kurtarıcı 'mız Diyarbekirli hemşehrilerinin hallerini sorduktan sonra bu gencin dilinden yüksek ruhunun coşkun ve ölümsüz kaynaklarından akıp gelen bu veciz hitabeyi irat buyurmuşlardır:

Ben Türk elinin kahraman bir bucağındanım. Yazık ki oraya Bekir diyarı diyorlar, fakat özünde Türk diyarı idi. Bekir sonradan ona ad olmuş. Fakat biz öz diyarımızın ne olduğunu biliriz. Bizim diyarımız Oğuz Türk'ün has konağıdır. Biz de bu yüce konağın çocuklarıyız.

Buraya konduğumuzdan beri ne olduğumuzu anlatmaya çalıştık ve anlatıp duruyoruz ki: Türk eli büyüktür ve yeryüzünde yalnız o büyüktür. Her yeri dolduran Türk'tür ve her yanı aydınlatan Türk'ün yüzüdür.

Diyarbekirli, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı ve Makedonyalı hep bir ırkın evlatları, hep aynı cevherin damarlarıdır.

Bizim yeni işimiz budur.

Bu damarlar birbirini duysun ve birbirini tanısın. Bu dediğim şey hakikat olacak, çünkü hakikattir. Bu dediğim şey olduğu zaman başka bir âlem görülecek ve bu âlem dünyaya hayret verecek, nur ve feyzini insanlığa saçacaktır. Hakikat güneşi durmaz, daima yükselecek, Türk'ün varlığı bu köhne âleme yeni ufuklar açacak, güneş ne demek, ufuk ne demek o zaman görülecek.

Bu karmakarışık işlerin içinden çıkıp yükselebilmek için bize dirilik gerektir. Birlik onunla beraber yürür. Diri yalnız Türk milletidir, birliği ortaya koyan da Türk'tür, dirliğin ne olduğunu anlatan da Türk'tür, çalışalım.

Loading...