...the Despot is Master only as long as he is the strongest, and as soon as he can be driven out he cannot protest against violence. The uprising tha… - Jean-Jacques Rousseau

" "

...the Despot is Master only as long as he is the strongest, and as soon as he can be driven out he cannot protest against violence. The uprising that ends by strangling or dethroning a Sultan is as Lawful an act as those by which he disposed, the day before, of the lives and goods of his Subjects.

English
Collect this quote

About Jean-Jacques Rousseau

Jean-Jacques Rousseau (June 28, 1712 – July 2, 1778) was a major French-speaking Genevan philosopher of Enlightenment whose political ideas influenced the French Revolution, the development of socialist theory, and the growth of nationalism.

Biography information from Wikiquote

Also Known As

Alternative Names: Citizen of Geneva Jean Jacques Rousseau J. J. Rousseau Rousseau J.J. Rousseau JJ Rousseau
Enhance Your Quote Experience

Enjoy ad-free browsing, unlimited collections, and advanced search features with Premium.

Related quotes. More quotes will automatically load as you scroll down, or you can use the load more buttons.

Additional quotes by Jean-Jacques Rousseau

Kötü huylu çocuğunuz dokunduğu her şeyi bozuyor mu? Hiç kızmayın, bozabileceği şeyi erişebileceği uzaklık dışında tutun. Kullandığı mobilyaları mı kırıyor? Ona başkalarını vermekte hiç acele etmeyin; bırakın yoksun kalmanın acısını hissetsin. Odasındaki pencerelerin camlarını mı kırıyor? Nezleye yakalanmasına aldırış etmeden, bırakın rüzgâr gece gündüz üstüne essin; çünkü deli olmaktansa nezle olması daha iyidir. Size verdiği tedirginliklerden hiç yakınmayın, ama bunları ilkönce onun hissetmesini sağlayın. Sonunda pencere camlarını hiçbir şey söylemeden yeniden taktırın: Onları yine kıracaktır. O zaman yöntem değiştirin; ona soğuk bir biçimde, ama kızmadan deyin ki: Pencereler benim, onlar benim çabamla oraya konuldu, onları korumak isterim. Sonra onu karanlıkta penceresiz bir yere kapatın; bu yeni yöntem karşısında bağırmaya, kıyameti koparmaya başlar; kimse onu dinlemez. Az sonra uslanır ve tutum değiştirir. Yakınır, inler; bir hizmetçi gelir, asi çocuk ondan kendisini kurtarmasını ister. Hizmetçi, bir şey yapmamak için bahane aramadan, ona, Benim de korumam gereken camlarım var, diyerek çekip gider. Sonunda çocuk orada saatlerce sıkılacak ve durumu anlayacak kadar uzun süre kaldıktan sonra biri ona size bir anlaşma önermesini salık verecektir, öyle ki bu anlaşmaya göre onu serbest bırakacaksınız, o da artık cam kırmayacaktır; canına minnettir. Gelip kendisini görmenizi rica edecektir; geleceksiniz, size önerisini yapacak, siz de hemen bu öneriyi kabul edip şöyle diyeceksiniz: Çok güzel bir düşünce, ikimiz de bundan kazançlı çıkacağız. Bu güzel düşünce neden daha önce aklımıza gelmedi ki! Sonra da, verdiği söze ne karşı çıkmasını ne de doğrulamasını ondan istemeden, orada ant içilmiş gibi, bu anlaşmaya kutsal ve bozulamaz bir anlaşma gözüyle bakarak, onu sevinçle kucaklayacak ve hemen odasına götüreceksiniz.

Wir existieren nicht mehr, wo wir sind; wir existieren nur, wo wir nicht sind. Ist es dann der Mühe wert, dass wir eine solch große Furcht vor dem Tod haben, wenn die Bedingung, in welcher und durch welche wir leben, dieselbe bleibt?

In the midst of so much philosophy, humanity, and civilization, and of such sublime codes of morality, we have nothing to show for ourselves but a frivolous and deceitful exterior, honor without virtue, reason without wisdom, and pleasure without happiness.

Loading...