Enhance Your Quote Experience
Enjoy ad-free browsing, unlimited collections, and advanced search features with Premium.
" "Bazı ayrılmalar cumhuriyete zararlı, bazıları da yaralıdır.
Mezhepleri, partileri kışkırtanlar zararlı, hiçbirine el atmayanlar yararlıdır. Bir devletin kurucusu düşmanlıkları önleyemezse, hiç değilse onların birer mezhep haline gelmelerini önlemelidir.”
“Devlet yada site yalnız üyelerinin birleşmesiyle kurulmuş bir tüzel kişi olduğuna ve en öenmli işin varlığının korumak olduğuna göre, her parçayı bütüne en uygun biçimde işletip kullanmak için genel ve zorlu bir güç ister.”
“Egemen varlık isteyince, her yurttaş devlete yapabileceği hizmetleri hemen yapmak zorundadır. Ama egemen varlık da yurttaşları topluluğa yararlı olmayan hiçbir işe zorlayamaz, hatta böyle bir şeyi isteyemezde. Çünkü doğa yasası gibi, akıl yasası altında da hiçbir şey nedensiz meydana gelmez.”
“Hak eşitliği ve bu eşitlikten doğan adalet kavramı, her kişinin kendini üstün tutmasından, dolayısıyla insanın yaradılışından gelmektedir. Genel istem, gerçekten genel olabilmek için, özünde olduğu kadar konusunda da genel olmalı; herkese uygulanmak üzere herkesten çıkarılmalıdır. Genel istem kişisel ve belirli bir kişiye yönelirse, elbette doğruluğunu yitirir.”
“İstemi genel yapan oyların sayısından çok, onları birleştiren ortak yarardır. Çünkü bu sistemde herkes başkalarına kabul ettirdiği koşullara ister istemez kendisi de boyun eğer. Bu çıkarla adaletin pek güzel uyuşmasıdır ve ortak görüşmelere hak duygusu katar. Özel işlerin görüşülmesinde ise, bu hak duygusu yoktur., çünkü onda yargıcın kuralıyla taraflarınkini birleştiren ve özdeş yapan ortak bir çıkar bulunmamaktadır.”
“Toplum sözleşmesi yurttaşlar arasında öyle bir eşitlik kurar ki, herkes aynı koşullar altında verdiği sözle bağlanır ve herkesin aynı haklardan yararlanması gerekir. Egemen varlık yalnız ulusun bütününü tanır ve onu oluşturanlar arasında hiçbir ayrılık gözetmez.”
“Toplum sözleşmesinde bireyler bakımından birtakım haklardan vazgeçme diye bir şey yoktur. Bu sözleşme ile durumları önceki durumlarına kıyasla gerçekten daha iyi olmuştu
Jean-Jacques Rousseau (June 28, 1712 – July 2, 1778) was a major French-speaking Genevan philosopher of Enlightenment whose political ideas influenced the French Revolution, the development of socialist theory, and the growth of nationalism.
Biography information from Wikiquote
Enjoy ad-free browsing, unlimited collections, and advanced search features with Premium.
Related quotes. More quotes will automatically load as you scroll down, or you can use the load more buttons.
Anlaşalım, La Fontaine Beyefendi. Ben sizi seçerek okuyacağıma, sizi seveceğime, masallarınızdan ders alacağıma söz veriyorum; çünkü bunların amaçları konusunda yanılgıya düşmeyeceğimi umuyorum. Ama öğrencime gelince, izin verin de, dörtte birini bile anlayamayacağı şeyleri ona öğretmenin uygun olacağını, anlayabildiği şeylerde de hiçbir zaman yanılamayacağını ve hileye bakarak bu konuda kusurunu düzeltecek yerde, hileciye bakarak kendini ona göre yetiştirmeyeceğini siz bana tanıtlayıncaya dek ona masallarınızdan bir tekini bile öğretmeyeyim.
The new-born infant cries, his early days are spent in crying. He is alternately petted and shaken by way of soothing him; sometimes he is threatened, sometimes beaten, to keep him quiet. We do what he wants or we make him do what we want, we submit to his whims or subject him to our own. There is no middle course; he must rule or obey. Thus his earliest ideas are those of the tyrant or the slave. He commands before he can speak, he obeys before he can act, and sometimes he is punished for faults before he is aware of them, or rather before they are committed. Thus early are the seeds of evil passions sown in his young heart. At a later day these are attributed to nature, and when we have taken pains to make him bad we lament his badness. In this way the child passes six or seven years in the hands of women, the victim of his own caprices or theirs, and after they have taught him all sorts of things, when they have burdened his memory with words he cannot understand, or things which are of no use to him, when nature has been stifled by the passions they have implanted in him, this sham article is sent to a tutor. The tutor completes the development of the germs of artificiality which he finds already well grown, he teaches him everything except self-knowledge and self-control, the arts of life and happiness. When at length this infant slave and tyrant, crammed with knowledge but empty of sense, feeble alike in mind and body, is flung upon the world, and his helplessness, his pride, and his other vices are displayed, we begin to lament the wretchedness and perversity of mankind. We are wrong; this is the creature of our fantasy; the natural man is cast in another mould.
Çocuk sözle hiçbir şey yapmaz; onun için ancak iyi olduğunu hissettiği şey iyidir. Siz onu bilgisinin önüne geçirerek onun uzgörüsünü kullandırdığınızı sanıyorsanız sizde uzgörü yok demektir. Belki hiçbir zaman kullanmayacağı kimi yararsız araçlarla donatmak için onu insanın en evrensel aracı olan şeyden, sağduyudan yoksun bırakıyorsunuz; onu her zaman başkaları tarafından yönetilmeye, başkalarının elinde bir oyuncak olmaya alıştırıyorsunuz; küçükken uslu olmasını istiyorsunuz; bu, büyüdüğünde saf, bön biri olmasını istemek demektir. Ona durmadan şunu söylüyorsunuz: Sizden tüm istediklerim sizin yararınız içindir; ama siz bunu anlayacak durumda değilsiniz. İstediklerimi yapıp yapmamanızın beni ilgilendiren bir yanı yok, siz yalnızca kendiniz için çalışıyorsunuz. Şimdi onu uslu kılmak için söylediğiniz tüm bu güzel sözlerle, bir gün onu tuzağına düşürmek ya da ona çılgınlıklarını kabul ettirmek isteyecek bir hayalperestin, bir simyacının, bir şarlatanın, bir dalaverecinin ya da her cinsten bir delinin ona söyleyeceği sözleri de inandırıcı kılıyorsunuz.