Ey millet! Ey 600 senelik çarşafa bürünmüş 5.000 senelik açık alınlı Türk kadını! O beş bin senelik gelenekleri bugünkü subayların kumandası altına v… - Yuksel Atillasoy
" "Ey millet! Ey 600 senelik çarşafa bürünmüş 5.000 senelik açık alınlı Türk kadını! O beş bin senelik gelenekleri bugünkü subayların kumandası altına verdiğin evlatlarına beşiklerinde iken şarkılarla anlattın mı? O şarkılarınla onlarda bir karakter yarattın mı?..
Ey genç subay, ey bügünün genç kumandanları! Galiba analarımızın sesleri, saçları gibi namahremdir. Bu sorularımıza cevap vermiyorlar.
Turkish
Collect this quote
Related quotes. More quotes will automatically load as you scroll down, or you can use the load more buttons.
Additional quotes by Yuksel Atillasoy
"Devlet adamı olarak hiçbir zaman aklımızdan çıkaramayız ki, hilafet orduları bu ülkeyi baştan başa harabeye çevirmişlerdir. Hilafet orduları kurulması olasılığını hiçbir zaman gözden uzak tutmayacağız... Türk ulusu en acıklı sıkıntılarını halife ordusundan çekmiştir. Bir daha çekmeyecektir."
"Bir hilafet fetvasının Dünya Savaşı belasına bizi attığını hiçbir zaman unutmayacağız. Bir hilafet fetvasının, ulus ayağa kalkmak istediği zaman, ona düşmanlardan daha kötü bir şekilde saldırdığını unutmayacağız."
"Tarihin herhangi bir döneminde, bir halife, aklından bu ülkenin mukadderatına karışmak isteğini geçirirse, o kafayı mutlaka koparacağız!"
[105]
Muhammed'in Kökeni
Muhammed'in aile ve atalarına ait bütün malumat tarihi olmaktan ziyade, efsanevidir. Peygamber zamanında bu malumat yoktu; bunlar sonradan icat olunmuştur.
Arapların aile şecerelerinin tutulması usulü Halife Ömer zamanında başlamıştır. Bu usul birtakım düzme şecerelerin uydurulmasına yol açtı. Hakikatte, Muhammed'in kökeni hakkında pek az şey bilinmiştir; o kadar ki, onun asıl ismi dahi malum olmamıştır; Muhammed, Peygamber'in ismi değil, lakabıydı.
Peygamber'in cetleri hakkındaki malumat dahi tarihi vesikalara uymaz. Araplar, Peygamber'in İbrahim neslinden geldiğini ispata çalıştılar; Araplar bu suretle bütün
***
[106]
Arap ırkının yüksek asalet sahibi olduğunu ispat etmek hevesindeydiler.
Muhammed kendisi hiçbir zaman asalet şerefi iddiasına kalkışmamıştır. O, boş teferruata ehemmiyet vermezdi; gayesine doğru tereddütsüz yürür ameli bir adamdı.
Muhammed, hiçbir zaman, bir asalet unvanı istemedi; damarlarında, İbrani nebilerinin canı dolaştığını iddia etmedi; bilakis, gerek kendisinin, gerek ana ve babasının fakir halleriyle iftihar etti.
Bütün kaynaklar bize, Muhammed'in babası olmak üzere Abdülmuttalip'in oğlu Abdulla namında bir zatı gösterir; anasının da adını Emine olarak tespit ederler.
Muhammed dünyaya gelmeden evvel, babası ölmüştür, Emine de, çocuğunu altı
***
[107]
yaşında yetim bırakmıştır. Muhammed dedesi Abdulmuttalip yanında kaldı. Dedesi öldükten sonra da amcası Ebutalip'in himayesine girdi. Ebutalip çok fakir ve ailesi de kalabalıktı. Muhammed, geçimini temin için gençliğinde çobanlık etti.
Muhammed 25 yaşındayken Hatice isminde 40 yaşında zengin bir dul kadınla evlendi; daha evvel onun hizmetine girmiş, develerine ve ticaret işlerine bakıyordu.
Bu verdiğimiz malumat, öteden beri verilegelmekte olan malumattır. Ancak, bu hususta bilgimizi tarih çerçevesine sokabilmek için şu noktalara dikkati çekmek lazımdır.
Muhammed'in Abdulla ismini taşıdığına dair söylenen sözler kati değildir.
***
[108]
Abdulla
Loading...