Why after my years of education, after studying the secular civilization and the socialization process, should i decent to the level of common people… - Yuksel Atillasoy

" "

Why after my years of education, after studying the secular civilization and the socialization process, should i decent to the level of common people, i will make them rise to my level, let me not resemble them, they should resemble me!

English
Collect this quote
Go Premium

Support Quotewise while enjoying an ad-free experience and premium features.

View Plans

Related quotes. More quotes will automatically load as you scroll down, or you can use the load more buttons.

Additional quotes by Yuksel Atillasoy

"Gerçi bir Bursa mebusu, bütün yasama hayatında, hiçbir vakit kürsüye çıkmamış ve hiçbir vakit mecliste, millet ve cumhuriyet menfaatlerini savunmak için bir tek kelime dahi söylememiş olan Bursa Mebusu Nurettin Paşa, yalnız şapka giyilmesi aleyhinde uzun bir önerge vermiş ve bunu savunmak için kürsüye çıkmıştır. Şapka giydirilmesinin "Anayasaya, millî hâkimiyete ve kişi dokunulmazlığına aykırı bir muamele" olduğunu iddia etmiş ve bunun "halka uygulanmamasının bir kanunla sağlanmasına" çalışmıştır.
Fakat Nurettin Paşa'nın, millet kürsüsünden alevlendirmeyi başardığı taassup ve gericilik duyguları, o da birkaç yerde yalnız birkaç gericinin, İstiklal Mahkemelerinde hesap vermeleriyle söndü."

Ben, manevî miras olarak hiçbir nass-ı katı’, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevî mirasım, bilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü güçlükler önünde, belki amaçlara tamamen eremediğimizi, fakat asla ödün vermediğimizi, akıl ve bilimi rehber edindiğimizi onaylayacaklardır. Zaman hızla dönüyor, milletlerin, toplumların, bireylerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve bilimin gelişimini inkâr etmek olur. Benim, Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra, beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve bilimin rehberliğini kabul ederlerse, manevî mirasçılarım olurlar.

Yine Teşkilatı Esasiye Kanunu'nda bir madde görürüz ki, o maddede üç mevcudiyet söz konusudur. Meclisten bahsolunuyor ve meclisin seçtiği bir riyaset makamından bahsolunuyor ve yine meclisin seçtiği vekillerden meydana gelen bir heyeti vekileden bahsolunuyor. Ve bunlar arasında şöyle bir münasebet vardır: Meclis reisi meclisin kanunlarına imza koyar. Bu demek değildir ki, reis, meclisin çıkardığı kanunları tasdik eder. Yani meclis reisinin tasdik işareti olmadan o kanun katiyet kazanamaz fikri katiyen hatıra gelmemelidir. Böyle bir şey yoktur. Meclis kanunu yapar ve yaptım dediği gün kanun olmuştur. Reisin oraya imza koyması, meclisçe muamelesinin tamam olmuş olmasından başka bir şeye işaret etmez. Çünkü meclisin yapacağı kanunun tasdiki sıfatını bir adama vermek demek, milli hakimiyeti kökünden yıkmak demektir. Zaten padişahların ve halifelerin şimdiye kadar sahip okluğu en müthiş ve tehlikeli hak ne idi? Kanunları tasdik etmekti. Bizim usulümüzde ise hiç kimsenin meclisten çıkan kanunu tasdik etmeye salahiyeti yoktur; tasdik etmezse bir şey olmaz. Çünkü o sadece bir işaretten ibarettir. Yine o maddede bir hak görürüz ki, meclis reisi, heyeti vekile kararlarını tasdik eder; birisinde imza koyar, heyeti vekileninkini de tasdik eder. Bu da münakaşaya açık olan bir ifadedir. Yani meclis reisi, heyeti vekile kararlarını tasdik ettikçe heyeti vekilenin mesuliyeti kalkmış olabilir. Hayır efendiler, meclis reisi, heyeti vekilenin mesuliyetine iştirak etmez. Meclis reisinin heyeti vekile kararlarına imza koyması iki bakımdan lüzumludur.

Loading...