When the organization called soul is free, moving and operative, initial as well as terminal, it is spirit. Qualities are both static, substantial, and transitive. Spirit quickens; it is not only alive, but spirit gives life. Animals are spirited, but man is a living spirit. He lives in his works and his works do follow him. Soul is form, spirit informs. It is the moving function of that of which soul is the substance. Perhaps the words soul and spirit are so heavily laden with traditional mythology and sophisticated doctrine that they must be surrendered; it may be impossible to recover for them in science and philosophy the realities designated in idiomatic speech. But the realities are there, by whatever names they be called.

The ideal of using the present simply to get ready for the future contradicts itself... We always live at the time we live and not at some other time, and only by extracting at each present time the full meaning of each present experience are we prepared for doing the same thing in the future. This is the only preparation which in the long run amounts to anything.

"The "matter" of materialists and the "spirit" of idealists is a creature similar to the constitution of the United States in the minds of unimaginative persons. Obviously the real constitution is certain basic relationships among the activities of the citizens of the country; it is a property or phase of these processes, so connected with them as to influence their rate and direction of change. But by literalists it is often conceived of as something external to them; in itself fixed, a rigid framework to which all changes must accommodate themselves."

Herhangi bir deneyimin niteliğinde bakılması gereken iki nokta vardır. Birinci nokta deneyimin kabul edilebilirliği veya kabul edilemezliğiyle; ikincisi ise bu deneyimin daha sonraki deneyimler üzerindeki etkisiyle ilgilidir. Bunlardan birincisini görmek ve hükümde bulunmak kolaydır. Fakat, bir deneyimin etkisi kendisine bakılarak görülemez. Bu durum eğitimci açısından bir sorun teşkil etmektedir. Bir yandan öğrencinin faaliyetlerini geri plana değil de ön plana iten, diğer yandan da gelecekteki deneyimlere karşı istek aşılayarak eğlenceli hale gelen tarzda deneyimler düzenlemek öğretmenin işidir. Tıpkı bir insanın kendisiyle yaşayıp kendisiyle ölmemesi gibi, bir deneyim de kendisiyle yaşayıp kendisiyle ölmez. Bütün deneyimler istek veya amaçtan bağımsız olarak başka deneyimler içerisinde yaşamaya devam eder. Bu neden le, deneyim temeli üzerinde kurulu bir eğitim anlayışının çözmesi gereken sorun, daha sonraki deneyimlerde de üretken ve yaratıcı bir şekilde yaşamaya devam edebilecek deneyimlerin şimdide seçilmesidir.

Enhance Your Quote Experience

Enjoy ad-free browsing, unlimited collections, and advanced search features with Premium.

Eğitimci, hâlihazırda kazanılmış olan şeyleri sabit bir mülk olarak değil de; mevcut gözlem güçleri ve belleğin akıllıca kullanımı açısından yeni talepler yaratacak yeni sahalar açmak için, bir aracı ve araç olarak sürekli göz önünde bulundurmak zorundadır. Burada eğitimcinin değişmez parolası “büyüme bütünlüğü” olmalıdır.

Sorun şudur ki; ilgili konu tecrit içerisinde, diğer şeylerden yalıtılmış bir şekilde öğrenilmiştir; adeta su geçirmez bir bölmeye konulmuştur. Konuyla ilgili bilgiye ne olduğu, nereye gittiği sorularına verilecek en doğru cevap da bu bilginin hala en başından beri içerisine yerleştirilmiş olduğu özel bölmede olduğu olacaktır. Öğrenildiği andaki koşulların tıpatıp aynılarının mevcut olması halinde yüzeye çıkıp kullanıma hazır olacaktır. Ancak ilk öğrenildiği anda tecrit edilmiş olduğu için diğer deneyimlerden öylesine kopuktur ki; gerçek yaşam koşulları altında ortaya çıkamaz. İlk öğretildiği zamanda ne kadar iyi yerleştirilmiş olursa olsun, bu tür bir öğrenmenin gerçek bir hazırlanma olduğunu varsaymak deneyim kanunlarına ters düşmektedir.

Bu yazı vesilesiyle öğretmenin yeri ve mevkisi hakkında da bir şeyler söylemek uygun olacaktır. Deneyim gelişiminin etkileşim yoluyla gerçekleştiği prensibi, eğitimin özünde toplumsal bir süreç olduğu anlamına gelmektedir. Bu özellik bireylerin toplumsal bir grup oluşturduğu nispette gerçekleşir. Öğretmeni grup üyeliğinin dışında tutmak çok saçmadır. Grubun en olgun üyesi olarak öğretmenin grubun bir topluluk olarak toplumsal deneyimini oluşturan etkileşimlerin ve karşılıklı iletişimlerin yürütülmesini sağlamak gibi özel bir sorumluluğu vardır. Bir yandan çocukların özgürlüklerine saygı duyulması gereken bireyler olduğunu söylerken, diğer taraftan da daha olgun bir birey olan öğretmenin hiçbir özgürlüğünün olmaması gerektiğini ifade etmek tartışılmaya bile değmeyecek kadar saçma bir düşüncedir. Öğretmeni, üyesi olduğu bir topluluğun etkinliklerini yönlendirmede olumlu ve önderlik eden bir konumdan dışlama eğilimi, bir aşırı uçtan diğer aşırı uca giderek tepki verme durumunun başka bir örneğidir. Öğrenciler bir toplumsal gruptan ziyade bir sınıfken, öğretmen herkesin katılımının olduğu değiş-tokuş süreçlerinin yönlendiricisi olarak içeriden değil, mecburen çoğunlukla dışarıdan etki yapmaya çalışmaktaydı. Eğitim, deneyim üzerine kurulu olduğunda ve eğitici deneyim toplumsal bir süreç olarak algılandığında, bu durum köklü bir değişikliğe uğrar. Öğretmen dışarıdan etki yapan patron veya diktatör konumunu kaybedip grup etkinliklerinin lideri rolünü üstlenir.

On the other hand, if an experience arouses curiosity, strengthens initiative, and sets up desires and purposes that are sufficiently intense to carry a person over dead places in the future, continuity works in a very different way. Every experience is a moving force.

But the live creature adopts its past; it can make friends with even its stupidities, using them as warnings that increase present wariness. Instead of trying to live upon whatever may have been achieved in the past, it uses past successes to inform the present. Every living experience owes its richness to what Santayana well calls “hushed reverberations.

Works in ChatGPT, Claude, or Any AI

Add semantic quote search to your AI assistant via MCP. One command setup.

Professed scientific philosophers have been wont to employ the remoter and refinished products of science in ways which deny, discount or pervert the obvious and immediate facts of gross experience, unmindful that thereby philosophy itself commits suicide.