Les Russes ne seront jamais vraiment policés, parce quʼils lʼont été trop tôt. Pierre avoit le génie imitatif; il nʼavoit pas le vrai génie, celui qu… - Jean-Jacques Rousseau

" "

Les Russes ne seront jamais vraiment policés, parce quʼils lʼont été trop tôt. Pierre avoit le génie imitatif; il nʼavoit pas le vrai génie, celui qui crée & fait tout de rien. ... Il a dʼabord voulu faire des Allemands, des Anglois, quand il faloit commencer par faire des Russes; il a empêché ses sujets de devenir jamais ce quʼils pourroient être, en leur persuadant quʼils étoient ce quʼils ne sont pas.

French
Collect this quote

About Jean-Jacques Rousseau

Jean-Jacques Rousseau (June 28, 1712 – July 2, 1778) was a major French-speaking Genevan philosopher of Enlightenment whose political ideas influenced the French Revolution, the development of socialist theory, and the growth of nationalism.

Biography information from Wikiquote

Also Known As

Alternative Names: Citizen of Geneva Jean Jacques Rousseau J. J. Rousseau Rousseau J.J. Rousseau JJ Rousseau

Go Premium

Support Quotewise while enjoying an ad-free experience and premium features.

View Plans

Related quotes. More quotes will automatically load as you scroll down, or you can use the load more buttons.

Additional quotes by Jean-Jacques Rousseau

Empecemos por distinguir en el sentimiento del amor lo moral y lo físico. Lo físico es ese deseo general que impulsa a un sexo a unirse con otro. Lo moral es lo que determina ese deseo y lo fija exclusivamente en un solo objeto, o que, por lo menos, le da haica ese objeto preferido un mayor grado de energía. Ahora bien; es fácil ver que lo moral del amor es un sentimiento facticio nacido del uso de la sociedad y elogiado por las mujeres con suma habilidad y cuidado para implantar su imperio y hacer dominante el sexo que debía obedecer.

Enhance Your Quote Experience

Enjoy ad-free browsing, unlimited collections, and advanced search features with Premium.

Bilge kişilerin halk yığınını yönetmesi en iyi ve en doğal bir düzen gereğidir; kendi çıkarları için değil, halkın yararı adına yönettiklerine kimsenin kuşkusu olmadığı sürece.”
“Aristokrasi halk hükümetine kıyasla daha az erdem isterse de, zenginlerde ölçü, yoksullarda da azla yetinmek gibi kendine özgü başka erdemler ister. Aristokraside tam bir eşitlik yoktur.”
“Monarşi: Hükümdara yasaların gücü ile birlik kurmuş ve devlette yürütme gücünü elinde tutan tüzel ve kolektif bir kişi gözüyle baktık. Şimdi de bu gücü doğal bir kişinin, gerçek bir insanın elinde toplanmış olarak düşüneceğiz. İşte yasa gereği bu gücü tek başına kullanmaya hakkı olan kimseye MONORK yada KRAL denir. Kollektif varlığın bireyi temsil ettiği bütün öbür yönetimlerin tersine, monarşi de birey kolektif varlığı temsil eder. Halkın istemiyle hükümdarın ki, devletin genel gücüyle hükümetin özel gücü hep aynı etkene bağlıdır, makinenin bütün çarkları aynı eldedir ve her şey aynı amaca yönelmiştir. Birbirini yok edecek karşıt davranışlar yoktur ve en ufak bir çabayla daha büyük bir sonuç alınabilecek bir başka devlet düzeni de düşünülemez. Her şey aynı amaca yönelmekle birlikte, bu amaç halkın mutluluğunu gözetmez. Halkın sevgisinden gelen güç, iğreti ve koşula bağlıdır. Kişisel çıkarları her şeyden önce halkın güçsüz, yoksul olmasını, hiçbir zaman kendilerine karşı gelmemesini ister.”
“Devletin yönetim kadrosu çoğaldıkça, hükümdarın uyruklarıyla olan ilişkisi o kadar azalır, azaldıkça eşitliğe yaklaşır, böylece demokrasideki tam eşitliğe varır. Hükümet küçüldükçe bu ilişki artar. Hükümet bir tek kişinin eline geçince de en yüksek noktasına varır. O zaman hükümdarla halk arasına çok büyük bir açıklık girmiş olur, devlet de bağlantıdan yoksun kalır. Bağlantı kurmak için bir takım ara sınıfların bulunması gerekir; bu sınıfları doldurmak için de hükümdarlara, büyüklere, soylulara gereksinim duyulur. Ama bütün bunlar küçük bir devlete uygun gelmez. Çünkü her türlü sınıf ayırımı onu yıkıma götürür. Büyük

Loading...