Advanced Search Filters
Filter search results by source, date, and more with our premium search tools.
" "Bilge kişilerin halk yığınını yönetmesi en iyi ve en doğal bir düzen gereğidir; kendi çıkarları için değil, halkın yararı adına yönettiklerine kimsenin kuşkusu olmadığı sürece.”
“Aristokrasi halk hükümetine kıyasla daha az erdem isterse de, zenginlerde ölçü, yoksullarda da azla yetinmek gibi kendine özgü başka erdemler ister. Aristokraside tam bir eşitlik yoktur.”
“Monarşi: Hükümdara yasaların gücü ile birlik kurmuş ve devlette yürütme gücünü elinde tutan tüzel ve kolektif bir kişi gözüyle baktık. Şimdi de bu gücü doğal bir kişinin, gerçek bir insanın elinde toplanmış olarak düşüneceğiz. İşte yasa gereği bu gücü tek başına kullanmaya hakkı olan kimseye MONORK yada KRAL denir. Kollektif varlığın bireyi temsil ettiği bütün öbür yönetimlerin tersine, monarşi de birey kolektif varlığı temsil eder. Halkın istemiyle hükümdarın ki, devletin genel gücüyle hükümetin özel gücü hep aynı etkene bağlıdır, makinenin bütün çarkları aynı eldedir ve her şey aynı amaca yönelmiştir. Birbirini yok edecek karşıt davranışlar yoktur ve en ufak bir çabayla daha büyük bir sonuç alınabilecek bir başka devlet düzeni de düşünülemez. Her şey aynı amaca yönelmekle birlikte, bu amaç halkın mutluluğunu gözetmez. Halkın sevgisinden gelen güç, iğreti ve koşula bağlıdır. Kişisel çıkarları her şeyden önce halkın güçsüz, yoksul olmasını, hiçbir zaman kendilerine karşı gelmemesini ister.”
“Devletin yönetim kadrosu çoğaldıkça, hükümdarın uyruklarıyla olan ilişkisi o kadar azalır, azaldıkça eşitliğe yaklaşır, böylece demokrasideki tam eşitliğe varır. Hükümet küçüldükçe bu ilişki artar. Hükümet bir tek kişinin eline geçince de en yüksek noktasına varır. O zaman hükümdarla halk arasına çok büyük bir açıklık girmiş olur, devlet de bağlantıdan yoksun kalır. Bağlantı kurmak için bir takım ara sınıfların bulunması gerekir; bu sınıfları doldurmak için de hükümdarlara, büyüklere, soylulara gereksinim duyulur. Ama bütün bunlar küçük bir devlete uygun gelmez. Çünkü her türlü sınıf ayırımı onu yıkıma götürür. Büyük
Jean-Jacques Rousseau (June 28, 1712 – July 2, 1778) was a major French-speaking Genevan philosopher of Enlightenment whose political ideas influenced the French Revolution, the development of socialist theory, and the growth of nationalism.
Biography information from Wikiquote
Filter search results by source, date, and more with our premium search tools.
Related quotes. More quotes will automatically load as you scroll down, or you can use the load more buttons.
Şiddetli tutkular bunlara tanık olan çocuğun üzerinde büyük bir etki yapar, çünkü bu tutkuların çok açık belirtileri vardır ki bunlar çocuğun ilgisini çeker, bunlara dikkat etmeye zorlar. Özellikle öfke, taşkınlıklarıyla öyle gürültücüdür ki erişilebilir bir uzaklıkta iken farkına varılmaması olanaksızdır. Bunun bir pedagog için güzel bir nutuğa başlama fırsatı olup olmadığını sormamak gerekir. Nutuk çekmeye kalkışmayın! Kesinlikle! Tek sözcük söylemeyin. Bırakın çocuğunuz gelsin: Gördüğü manzara karşısında şaşırıp size sorular sormaktan geri kalmayacaktır. Yanıt basittir, hatta onun duygularını etkileyen nesnelerden ortaya çıkar; çocuk alev alev yanan bir yüz, çakmak çakmak gözler, tehdit edici bir davranış görür, çığlıklar duyar; vücudun dengede olmadığını gösteren tüm belirtileri görür. Ona acele etmeden, gizlemeden, yapmacıksız, şöyle deyin: Bu zavallı adam hasta, ateş nöbeti geçiriyor. Buradan çocuğa hastalıklar ve onların etkileri konusunda kısaca bir fikir verme fırsatını yakalayabilirsiniz: Çünkü hastalık doğal bir şeydir ve çocuğun kendisini bağlı hissetmesi gereken zorunluluk bağlarından biri de hastalıktır.
Filter search results by source, date, and more with our premium search tools.