Yet in the midst of all their prosperity, princes in this respect seem to me most unfortunate, because, having no one to tell them truth, they are fo… - Erasmus

" "

Yet in the midst of all their prosperity, princes in this respect seem to me most unfortunate, because, having no one to tell them truth, they are forced to receive flatterers for friends.

English
Collect this quote

About Erasmus

Desiderius Erasmus of Rotterdam (27 October 1466 – 12 July 1536) was a Dutch philosopher, humanist and theologian.

Biography information from Wikiquote

Limited Time Offer

Premium members can get their quote collection automatically imported into their Quotewise collections.

Related quotes. More quotes will automatically load as you scroll down, or you can use the load more buttons.

Additional quotes by Erasmus

Now what else is the whole life of mortals, but a sort of comedy in which the various actors, disguised by various costumes and masks, walk on and play each ones part until the manager walks them off the stage?

Önce şu muhakkak ki, insanoğlunun olan her şeyin Alkibiades’in Sirenleri gibi, birbirinden tamamiyle ayrı iki yüzü vardır. İlk önce, eşyanın dış görünüşünü görüyorsunuz; ama madalyayı çevirin, al kara olacak, kara da gözümüze ak görünecektir; güzellik yerine çirkinliği, bolluk yerine sefaleti, alçaklık yerine şan, şöhreti, bilim yerine cahilliği göreceksiniz. Zayıflığı kuvvet, alçaklığı ruh yüksekliği, tasayı neşe, gözden düşmeyi teveccüh, tiksinmeyi dostluk sanacaksınız; hasılı, her şeyin, hangi yüzünden bakmak istiyorsanız, o yüzüne göre her an değiştiğini göreceksiniz
. …
Kim bir krala pek zengin ve pek kudretli bir ölümlü diye bakmaz? Ama eğer ruhu saygı gösterilecek bir sıfatla süslenmemişse, elindeki şeylerle gözü doymamışsa, o gerçekte fakir değil midir? Ruhu birçok kötü ihtirasların hükmüne boyun eğmişse, kölelerin en aşağılığı değil midir o? Bu dünyanın bütün öteki şeyleri üzerine aynı biçimde muhakeme yürütebilir, ama bir örnek ele verir durumu.. ‘Bütün bu muhakemelerin sonu neye varır?’ diyeceksiniz belki. Şimdi göreceksiniz. Rollerini oynadıkları sırada, biri gidip aktörlerin maskelerini çıkararak, seyircilere onların gerçek yüzlerini gösterse, sahneyi allak bullak etmiş, bir çılgın kovulur gibi tiyatrodan kovulmayı hak etmiş olmaz mı bu kişi? Böyle olmakla beraber, her şey bir anda yüz değiştirecektir; kadın bir erkek, delikanlı bir ihtiyar olacak; krallar, kahramanlar, tanrılar derhal gözden silinecek, onların yerinde bir takım sefiller, bir takım maskaralar görülecek. Hayal parçalanmakla, piyesin bütün ilgisi yok olmuş olacak. Seyircinin gözlerini bağlayan işte bu başka kılığa girme, bu kendini gizlemedir. Oysa ki, hayat nedir? O öyle sürekli bir komedyadır ki, onda türlü biçimlerde kendilerini gizlemiş insanlar sahneye çıkarlar, tiyatro sahibi bazen bunları, kıyafetlerini değiştirip, kah kralların ihtişamlı erguvanı içinde, kah köleliğin ve sefaletin iğrenç paçavralarına bürünmüş bir halde gösterdikten sonra, sonunda sahneyi terk etmeye zorlayıncaya

Works in ChatGPT, Claude, or Any AI

Add semantic quote search to your AI assistant via MCP. One command setup.

Wenn Klugheit vor allem auf praktischer Erfahrung beruht, wem wird dann die Ehre dieser Bezeichnung mehr zustehen? Dem Weisen, der teils aus Scham, teils aus Ängstlichkeit, sich an nichts wagt? Oder dem Toren, dem weder Scham, die ihm abgeht, noch Gefahr, die er nicht in Betracht zieht, von irgendeiner Herausforderung abschreckt?

Loading...