"Efendiler" dedim, "egemenlik ve saltanat, hiç kimse tarafından, hiç kimseye, bilim gereğidir diye, görüşmeyle, tartışmayla verilmez. Egemenlik, salt… - Yuksel Atillasoy
"Efendiler" dedim, "egemenlik ve saltanat, hiç kimse tarafından, hiç kimseye, bilim gereğidir diye, görüşmeyle, tartışmayla verilmez. Egemenlik, saltanat, kuvvetle ve zorla alınır. Osmanoğulları, zorla Türk ulusunun egemenlik ve saltanatına el koymuşlardı. Bu zorbalıklarını altı yüzyıl sürdürmüşlerdi. Şimdi de Türk Ulusu bu saldırganların hadlerini bildirerek, egemenlik ve saltanatını, ayaklanarak, kendi eline gerçekten almış bulunuyor. Bu bir oldubittidir. Söz konusu olan, ulusa saltanatını, egemenliğini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız sorunu değildir. Sorun, zaten oldubitti haline gelmiş bir gerçeği ifadeden ibarettir. Bu, kesinlikle olacaktır. Burada toplananlar, Meclis ve herkes sorunu doğal karşılarsa, fikrimce uygun olur. Aksi takdirde, yine gerçek, yöntemine uygun olarak ifade olunacaktır. Fakat, ihtimal bazı kafalar kesilecektir."
Related quotes. More quotes will automatically load as you scroll down, or you can use the load more buttons.
Additional quotes by Yuksel Atillasoy
"Gerçi bir Bursa mebusu, bütün yasama hayatında, hiçbir vakit kürsüye çıkmamış ve hiçbir vakit mecliste, millet ve cumhuriyet menfaatlerini savunmak için bir tek kelime dahi söylememiş olan Bursa Mebusu Nurettin Paşa, yalnız şapka giyilmesi aleyhinde uzun bir önerge vermiş ve bunu savunmak için kürsüye çıkmıştır. Şapka giydirilmesinin "Anayasaya, millî hâkimiyete ve kişi dokunulmazlığına aykırı bir muamele" olduğunu iddia etmiş ve bunun "halka uygulanmamasının bir kanunla sağlanmasına" çalışmıştır.
Fakat Nurettin Paşa'nın, millet kürsüsünden alevlendirmeyi başardığı taassup ve gericilik duyguları, o da birkaç yerde yalnız birkaç gericinin, İstiklal Mahkemelerinde hesap vermeleriyle söndü."
Enhance Your Quote Experience
Enjoy ad-free browsing, unlimited collections, and advanced search features with Premium.
"KARŞIYAKALILARA NUTUK
(12 EKİM 1925)
İzmir. 12 (AA) - Sabah saat 1; muazzam tezahürat devam ediyor. Reisicumhur Hazretleri özel vapurlarla gelen Karşıyaka ve Göztepelilere hitaben aşağıdaki nutku irat buyurmuşlardır:
İzmir'in Karşıyakalıları! Sizi derin muhabbetle selamlarım. (Teşekkür ederiz, var ol sesleri.) Karşıyakalılar! Ben karşı yaka beri yaka bilmem. Ben İzmir'in tamamını tanırım. İzmir'in tamamını severim. (Alkışlar.) Güzel İzmir'in temiz kalpli insanlarının da beni sevdiklerinden eminim. (Vallahi Paşam, kurbanız Paşam sesleri.) Yalnız bir tesadüf beni Karşıyaka'ya daha ziyade bağlamıştır. Karşıyakalılar! Anam sizin sinenizde, sizin topraklarınızda yatıyor. (Sen sağ ol Paşam sesleri.)
Karşıyakalılar! İzmir'i gördüğüm gün evvela Karşıyaka'yı ve orada sizin sinenizde, sizin topraklarınızda yatan anamın mezarını gördüm. Hatırlar mısınız ne dedim? Aynen değilse bile mealen anamın kabrine, anamın Karşıyaka'daki topraklarına dedim ki, "Seni ben öldürmedim. Hatta Allah da öldürmedi. Seni öldüren, mazideki istibdat, sultanlar. halifelerdir." (Sen yaşa! Çok yaşa nidaları.)
Çok muhterem arkadaşlar! O zaman söz verdim ki, ifade ettim ki, anamı öldüren sultanlardan, halifelerden, istibdattan bu millet intikam alacaktır. Aldık mı arkadaşlar? (Sayende Paşam sesleri.)
Arkadaşlar! Aldığınız intikamın derecesi kafi değildir. Çok intikamcı olmanız lazımdır. Çok intikamcı olunuz. Düşmanlarınız çoktur.
Sevgili Karşıyakalılar! Hatta birbirinize çok dikkatli bakınız. Dost ve düşmanı ayırma alışkanlığını kazanmalısınız. Bütün bu sözlerden sonra tekrar birinci noktaya dönmek istiyorum, çocukluğumda bir şarkı işitmiştim. Derler ki, Karşıyaka İzmir'in gülüdür. Ben görüyorum, karşımda güller kokuyor. Arkadaşlar bu gülün temiz ve çok semavi rayihasını gönlümde bırakınız. Rahatsız olmayınız, gidiniz.
Paşa Hazretleri'nin nutukları sürekli bir surette alkışlandı. Bu esnada hazır bulunanlardan biri "Paşa Paşa lütfet, devam et" diye bağırdı. Muhterem Gazi'miz tekrar dönerek:
Arka