Try QuoteGPT
Chat naturally about what you need. Each answer links back to real quotes with citations.
" "Madenlerde ne güzellik ne çekicilik vardır. Toprağın bağlarına gizlemiş bu servetler sanki insanların açgözlülüklerini eyleme geçirmemek için gözlerinden kaçırılmıştır, insanların orada, daha kolay erişilir ve daha gerçek olup, kötülüğe kapıldıkçazevk almamaya başladığı servetleri tamamlamak üzere, yedek diye duruyorlar. İnsan işte o zaman, derdine umar bulmak için sanayiyi, bu zorluklarla dolu işi yardıma çağırırlar; toprağın kendiliğinden verdiği gerçek nimetlerin yerine, var sanılan nimetleri arar. Görmeye artık layık olmadıkları güneşten ve günden kaçarlar, kendilerini diri diri gömerkler; haklıdırlar, çünkü, gün aydınlığında yaşamaya layık değildirler artık.
Jean-Jacques Rousseau (June 28, 1712 – July 2, 1778) was a major French-speaking Genevan philosopher of Enlightenment whose political ideas influenced the French Revolution, the development of socialist theory, and the growth of nationalism.
Biography information from Wikiquote
Try QuoteGPT
Chat naturally about what you need. Each answer links back to real quotes with citations.
Related quotes. More quotes will automatically load as you scroll down, or you can use the load more buttons.
Cuando los hombres inocentes y virtuosos gustaban de tener a los dioses por testigos de sus actos, vivían juntos en las mismas cabañas; pero en seguida se volvieron malvados, se hastiaron de esos incómodos espectadores y los relegaron dentro de templos magníficos. Finalmente los expulsaron de ellos para establecerse ellos mismos; o, al menos, los templos de los dioses no se distinguieron ya de las casas de los ciudadanos.
Bazı ayrılmalar cumhuriyete zararlı, bazıları da yaralıdır.
Mezhepleri, partileri kışkırtanlar zararlı, hiçbirine el atmayanlar yararlıdır. Bir devletin kurucusu düşmanlıkları önleyemezse, hiç değilse onların birer mezhep haline gelmelerini önlemelidir.”
“Devlet yada site yalnız üyelerinin birleşmesiyle kurulmuş bir tüzel kişi olduğuna ve en öenmli işin varlığının korumak olduğuna göre, her parçayı bütüne en uygun biçimde işletip kullanmak için genel ve zorlu bir güç ister.”
“Egemen varlık isteyince, her yurttaş devlete yapabileceği hizmetleri hemen yapmak zorundadır. Ama egemen varlık da yurttaşları topluluğa yararlı olmayan hiçbir işe zorlayamaz, hatta böyle bir şeyi isteyemezde. Çünkü doğa yasası gibi, akıl yasası altında da hiçbir şey nedensiz meydana gelmez.”
“Hak eşitliği ve bu eşitlikten doğan adalet kavramı, her kişinin kendini üstün tutmasından, dolayısıyla insanın yaradılışından gelmektedir. Genel istem, gerçekten genel olabilmek için, özünde olduğu kadar konusunda da genel olmalı; herkese uygulanmak üzere herkesten çıkarılmalıdır. Genel istem kişisel ve belirli bir kişiye yönelirse, elbette doğruluğunu yitirir.”
“İstemi genel yapan oyların sayısından çok, onları birleştiren ortak yarardır. Çünkü bu sistemde herkes başkalarına kabul ettirdiği koşullara ister istemez kendisi de boyun eğer. Bu çıkarla adaletin pek güzel uyuşmasıdır ve ortak görüşmelere hak duygusu katar. Özel işlerin görüşülmesinde ise, bu hak duygusu yoktur., çünkü onda yargıcın kuralıyla taraflarınkini birleştiren ve özdeş yapan ortak bir çıkar bulunmamaktadır.”
“Toplum sözleşmesi yurttaşlar arasında öyle bir eşitlik kurar ki, herkes aynı koşullar altında verdiği sözle bağlanır ve herkesin aynı haklardan yararlanması gerekir. Egemen varlık yalnız ulusun bütününü tanır ve onu oluşturanlar arasında hiçbir ayrılık gözetmez.”
“Toplum sözleşmesinde bireyler bakımından birtakım haklardan vazgeçme diye bir şey yoktur. Bu sözleşme ile durumları önceki durumlarına kıyasla gerçekten daha iyi olmuştu
Enhance Your Quote Experience
Enjoy ad-free browsing, unlimited collections, and advanced search features with Premium.
To me money has never seemed to be as precious a thing as it is usually found to be. Further; to me it has never seemed very convenient; it is good for nothing by itself; one must transform it in order to enjoy it; one must buy, haggle, often be a dupe, pay well, in order to be poorly served. I would like something of good quality; with my money I am sure of having one of bad quality. I buy a fresh egg dearly, it is old; a fine fruit, it is green; a girl, she is tainted. I love good wine; but where is it to be found? At a wine merchant's? Whatever I might do he will poison me. Do I absolutely want to be well served? How many cares, what bother! to have friends, correspondents, to give commissions, to write, to go, to come, to wait, and often in the end still to be fooled. How much trouble with my money! I fear it more than I love good wine