Hitherto your eyes have been darkened and you have looked too much, yes, far too much, upon the things of earth. If these so much delight you what shall be your rapture when you lift your gaze to things eternal! When I heard her thus speak, though my fear still clung about me, with trembling voice I made reply in Virgil's words —

I had got this far, and was thinking of what to say next, and as my habit is, I was pricking the paper idly with my pen. And I thought how, between one dip of the pen and the next, time goes on, and I hurry, drive myself, and speed toward death. We are always dying. I while I write, you while you read, and others while they listen or stop their ears, they are all dying.

"Al' iako ja sam stvor sazdan od zemlje, uporna mi čežnja potječe sa zvijezda." VII

Share Your Favorite Quotes

Know a quote that's missing? Help grow our collection.

Y tiene a sus pies, interpuestos, muchos montes que hay que subir pasando gradualmente de virtud en virtud. En la cima está el final de todo y la meta final de nuestro peregrinar. Alcanzarla es lo que quieren todos pero, como dice Ovidio:
Y es que querer no es suficiente; para conseguir una cosa hay que desearla ardientemente.
En tu caso, desde luego, a menos que en ello te engañes, como en tantas cosas, no sólo quieres, sino que deseas. ¿Qué te retiene entonces?

L'acque parlan d'amore, et l'òra e i rami
et gli augelletti et i pesci e i fiori et l'erba,
tutti inseme pregando ch'i' sempre ami.<p>Ma tu, ben nata, che dal ciel mi chiami,
per la memoria di tua morte acerba
preghi ch'i' sprezzi 'l mondo e i suoi dolci hami.

Altro diletto che imparar non provo.

ve biliyorum nasıl bir anda çekilirmiş
ve sonra yanaklara yayılırmış kan,
korku ya da utancın sıkıştırmasıyla yüreği;
biliyorum nasıl çiçeklerin arasına gizlenirmiş yılan,
nasıl huzursuz bir uyur bir uyanırmış insan,
nasıl hasta olmasa da acı çekip ölürmüş;
biliyorum düşmanımın izini sürmeyi
ve korkmayı onu bulmaktan, biliyorum nasıl
sevdiğine dönüştüğünü aşığın;
biliyorum uzun ahlar ve kısa gülüşler arasında
halimin, arzumun, rengimin sık sık değiştiğini;
yaşadığımı, yüreğimden ayrı dururken ruhum;
biliyorum günde bin kez kendimi aldattığımı;
biliyorum, ateşimi izleyip kaçtığı her yerde,
uzakta yandığımı ve donduğumu yakında;
biliyorum nasıl kükrermiş aşk zihinde,
ve nasıl kovarmış oradan her düşünceyi,
biliyorum kaç yoldan yok edermiş yürek kendini;
biliyorum ne az ipin bağladığını
soylu bir ruhu, yalnız olduğunda
ve savunacak kimsesi yoksa;
biliyorum aşk'ın nasıl ok attığını ve nasıl uçtuğunu,
biliyorum nasıl kâh tehdit ettiğini, kâh vurduğunu,
nasıl zorla çaldığını ve nasıl ustaca aldığını,
nasıl değişken olduğunu çarklarının,
ellerinin silahlı, gözlerinin bağlı,
nasıl boş olduğunu vaatlerinin,
nasıl kemiğe işlediğini ateşinin
ve damarlarda yaşadığını gizli yaranın:
ondan doğar ölüm ve apaçık yangın.
kısacası, biliyorum neymiş kararsız zihin,
kesik kesik konuşma, sonra hemen sessizlik,
biraz tatlı pek çok acıyı dindirirmiş,
sonunda pelinle karışık bal kalırmış insana.
(aşkın utkusu ii, 154-187)