Y tiene a sus pies, interpuestos, muchos montes que hay que subir pasando gradualmente de virtud en virtud. En la cima está el final de todo y la meta final de nuestro peregrinar. Alcanzarla es lo que quieren todos pero, como dice Ovidio:
Y es que querer no es suficiente; para conseguir una cosa hay que desearla ardientemente.
En tu caso, desde luego, a menos que en ello te engañes, como en tantas cosas, no sólo quieres, sino que deseas. ¿Qué te retiene entonces?

Now that the time that calls me to depart
draws near, I think, or will not be too long,
like one whom losses make acute and wise,
I keep on wondering where I left the way
that leads to a safe haven on the right:
and on the one hand I am stung
by shame and sorrow making me turn back;
and on the other cannot break
the habit of a pleasure grown so strong
that now it dares to play for time with death.

Ik was op Amors aanval niet bedacht,
die Vrijdag, toen zijn pijlen mij doorstaken.
Hij kon zich meester van mijn leven maken
en kreeg mij daarna steeds meer in zijn macht.

Ik had niet van zijn wapenen verwacht
dat zij mijn hart zo hevig zouden raken,
nadat zij door zijn harde pantser braken:
de straf voor wie zich onverslaanbaar acht.

Nu laat ik mij door Amor ringeloren,
omdat ik mij vergeefs verzet bespaar
en hoop dat hij mijn bede zal verhoren.

Mijn enige verweer is hem te smeken,
niet om mijn vuur te doen bedaren, maar
om deze vlam bij haar ook te ontsteken.

(Ike Cialona)

"And, to tell finally my greatest service,
I've kept him from a thousand vicious acts,
for low and vile things could never serve to give him satisfaction
(a young many shy and modest in his acts
and thoughts) once he'd become her slave and vassal;
she made so deep a mark
upon his heart, that he must emulate her...

"Again, and this is what I'll finish with,
I gave him wings to fly beyond the skies
by means of mortal things,
which make a ladder to our Maker, rightly used...

Arise, come, hasten, let us abandon the city to merchants, attorneys, brokers, usurers, tax-gatherers, scriveners, doctors, perfumers, butchers, cooks, bakers and tailors, alchemists, painters, mimes, dancers, lute-players, quacks, panderers, thieves, criminals, adulterers, parasites, foreigners, swindlers and jesters, gluttons who with scent alert catch the odor of the market place, for whom that is the only bliss, whose mouths are agape for that alone.

her ne kadar ruh, yaratılışının asilliğinden ötürü kendini gökyüzünden çalınmış gibi hissetse de aynı zamanda bedenin ağırlığı ve dünya nimetleri tarafından da yeryüzüne sürüklenmiştir. ve sizler gözlerinizi yere dikili tutarak göğe yükselmeyi arzularken, birinden diğerine itilmiş halde, ne göklere ne de yeryüzüne tam anlamıyla ait olamıyorsunuz.

Now, what I am, and what I was, I know; I see the seasons in procession go With still increasing speed; while things to come, Unknown, unthought, amid the growing gloom Of long futurity, perplex my soul, While life is posting to its final goal. Mine is the crime, who ought with clearer light To watch the winged years’ incessant flight; And not to slumber on in dull delay

[I libri] Ora questi, ora quelli io interrogo, ed essi mi rispondono, e per me cantano e parlano; e chi mi svela i segreti della natura, chi mi dà ottimi consigli per la vita e per la morte, chi narra le sue e le altrui chiare imprese, richiamandomi alla mente le antiche età. E v'è chi con festose parole allontana da me la tristezza e scherzando riconduce il riso sulle mie labbra; altri m'insegnano a sopportar tutto, a non desiderar nulla, a conoscer me stesso, maestri di pace, di guerra, d'agricoltura, d'eloquenza, di navigazione; essi mi sollevano quando sono abbattuto dalla sventura, mi frenano quando insuperbisco nella felicità, e mi ricordano che tutto ha un fine, che i giorni corron veloci e che la vita fugge. E di tanti doni, piccolo è il premio che mi chiedono: di aver libero accesso alla mia casa e di viver con me, dacché la nemica fortuna ha lasciato loro nel mondo rari rifugi e pochi e pavidi amici

Works in ChatGPT, Claude, or Any AI

Add semantic quote search to your AI assistant via MCP. One command setup.

ve biliyorum nasıl bir anda çekilirmiş
ve sonra yanaklara yayılırmış kan,
korku ya da utancın sıkıştırmasıyla yüreği;
biliyorum nasıl çiçeklerin arasına gizlenirmiş yılan,
nasıl huzursuz bir uyur bir uyanırmış insan,
nasıl hasta olmasa da acı çekip ölürmüş;
biliyorum düşmanımın izini sürmeyi
ve korkmayı onu bulmaktan, biliyorum nasıl
sevdiğine dönüştüğünü aşığın;
biliyorum uzun ahlar ve kısa gülüşler arasında
halimin, arzumun, rengimin sık sık değiştiğini;
yaşadığımı, yüreğimden ayrı dururken ruhum;
biliyorum günde bin kez kendimi aldattığımı;
biliyorum, ateşimi izleyip kaçtığı her yerde,
uzakta yandığımı ve donduğumu yakında;
biliyorum nasıl kükrermiş aşk zihinde,
ve nasıl kovarmış oradan her düşünceyi,
biliyorum kaç yoldan yok edermiş yürek kendini;
biliyorum ne az ipin bağladığını
soylu bir ruhu, yalnız olduğunda
ve savunacak kimsesi yoksa;
biliyorum aşk'ın nasıl ok attığını ve nasıl uçtuğunu,
biliyorum nasıl kâh tehdit ettiğini, kâh vurduğunu,
nasıl zorla çaldığını ve nasıl ustaca aldığını,
nasıl değişken olduğunu çarklarının,
ellerinin silahlı, gözlerinin bağlı,
nasıl boş olduğunu vaatlerinin,
nasıl kemiğe işlediğini ateşinin
ve damarlarda yaşadığını gizli yaranın:
ondan doğar ölüm ve apaçık yangın.
kısacası, biliyorum neymiş kararsız zihin,
kesik kesik konuşma, sonra hemen sessizlik,
biraz tatlı pek çok acıyı dindirirmiş,
sonunda pelinle karışık bal kalırmış insana.
(aşkın utkusu ii, 154-187)