1466 – 1536
Desiderius Erasmus of Rotterdam (27 October 1466 – 12 July 1536) was a Dutch philosopher, humanist and theologian.
From: Wikiquote (CC BY-SA 4.0)
Showing quotes in randomized order to avoid selection bias. Click Popular for most popular quotes.
Önce şu muhakkak ki, insanoğlunun olan her şeyin Alkibiades’in Sirenleri gibi, birbirinden tamamiyle ayrı iki yüzü vardır. İlk önce, eşyanın dış görünüşünü görüyorsunuz; ama madalyayı çevirin, al kara olacak, kara da gözümüze ak görünecektir; güzellik yerine çirkinliği, bolluk yerine sefaleti, alçaklık yerine şan, şöhreti, bilim yerine cahilliği göreceksiniz. Zayıflığı kuvvet, alçaklığı ruh yüksekliği, tasayı neşe, gözden düşmeyi teveccüh, tiksinmeyi dostluk sanacaksınız; hasılı, her şeyin, hangi yüzünden bakmak istiyorsanız, o yüzüne göre her an değiştiğini göreceksiniz
. …
Kim bir krala pek zengin ve pek kudretli bir ölümlü diye bakmaz? Ama eğer ruhu saygı gösterilecek bir sıfatla süslenmemişse, elindeki şeylerle gözü doymamışsa, o gerçekte fakir değil midir? Ruhu birçok kötü ihtirasların hükmüne boyun eğmişse, kölelerin en aşağılığı değil midir o? Bu dünyanın bütün öteki şeyleri üzerine aynı biçimde muhakeme yürütebilir, ama bir örnek ele verir durumu.. ‘Bütün bu muhakemelerin sonu neye varır?’ diyeceksiniz belki. Şimdi göreceksiniz. Rollerini oynadıkları sırada, biri gidip aktörlerin maskelerini çıkararak, seyircilere onların gerçek yüzlerini gösterse, sahneyi allak bullak etmiş, bir çılgın kovulur gibi tiyatrodan kovulmayı hak etmiş olmaz mı bu kişi? Böyle olmakla beraber, her şey bir anda yüz değiştirecektir; kadın bir erkek, delikanlı bir ihtiyar olacak; krallar, kahramanlar, tanrılar derhal gözden silinecek, onların yerinde bir takım sefiller, bir takım maskaralar görülecek. Hayal parçalanmakla, piyesin bütün ilgisi yok olmuş olacak. Seyircinin gözlerini bağlayan işte bu başka kılığa girme, bu kendini gizlemedir. Oysa ki, hayat nedir? O öyle sürekli bir komedyadır ki, onda türlü biçimlerde kendilerini gizlemiş insanlar sahneye çıkarlar, tiyatro sahibi bazen bunları, kıyafetlerini değiştirip, kah kralların ihtişamlı erguvanı içinde, kah köleliğin ve sefaletin iğrenç paçavralarına bürünmüş bir halde gösterdikten sonra, sonunda sahneyi terk etmeye zorlayıncaya
Bu eşsiz ilahıyatçımız bu konuşması üzerine tam sekiz ay önce öyle ter dökmüştü ki, o gün bir köstebekten bile daha kördü, hiç şüphesiz keskin görüşünü son damlasına kadar zekasının en sivri ucunu bilemek için harcamıştı. Ama körlüğü onu hiç rahatsız etmiyordu, hatta ona göre satın aldığı şöhret yanında körlüğün lafı mı olurdu.
Fındık kadar yer kaplayan insanları göklere yükseltmek, canavar ruhlu zalimleri resmi şölenlerle tanrılar katına yüceltmek büyük bir budalalıktır. — — -
Hangi erkek, gerçek bir bilge gibi hareket edip ilk iş olarak evliliğin sakıncalarını önceden görebilseydi, boynuna o yuların takılmasına izin verirdi ? Aynı şekilde kadınlar çocuk doğururken katlanacakları sancıları ve yaşayacakları tehlikeleri, çocuk büyütürken çekeceği sıkıntıları tam olarak bilseydi bir erkeğe nasıl karşılık verirdi? Yani varlığınızı evliliklere borçlusunuz. evlilik kurumu da varlığını çılgınlık tanrıçasına. birde unutkanlık tanrıçasının yardımları olmasaydı o acı tecrübeyi bir kez yaşamış olan hangi kadın tekrar çocuk doğurmayı göze alabilirdi. — — -
Öyleyse soruyorum, kendisinden nefret eden adam başkasını sevebilir mi? Kendisiyle anlaşamayan kişi başkasıyla anlaşabilir mi? kendisinden bile bıkmış usanmış kişi başkasına keyif verebilir mi? Bana göre insan delilikten daha deli değilse bu sorular karşısında sadece susar. Beni dışladığınız takdirde hiçbiriniz bir başkasına katlanamazsınız, hatta kendinizden bile tiksinir, kendinizden mideniz bulanır ve kendinize kem gözle bakarsınız. çünkü birçok açıdan anadan çok üvey ana olan doğa, ölümlülerin ruhlarına, özellikle de az biraz bilge olanlara kötülük tohumu ekmiştir; bu yüzden insan elindekine şükretmeyip başkasınınkine gıpta eder. Sonuçta yaşamın bütün iyiliği, bütün zarafeti, bütün haysiyeti bozulup yok olur.
Try QuoteGPT
Chat naturally about what you need. Each answer links back to real quotes with citations.
Doğal sayılabilecek ortalama tutkular vardır, örneğin vatan sevgisi, çocuklara, ana babaya ve dostlara duyulan şefkat. Sıradan insan bütün bunlara çok önem verir. Ama azizler bu tür duyguları ya ruhlarından söküp atmaya ya da ruhun ruhun en üst köşesine yükseltmeye çalışır; amaçları babalarını babaları değilmiş gibi sevmektir, sonuçta babanın can verdiği sadece beden değil de nedir?
Almost all Christians being wretchedly enslaved to blindness and ignorance, which the priests are so far from preventing or removing, that they blacken the darkness, and promote the delusion: wisely foreseeing that the people (like cows, which never give down their milk so well as when they are gently stroked), would part with less if they knew more...
o halde ölümlülerin bütün yaşamı bir çeşit masaldan başka nedir, birilerinin başka birilerinin maskelerini takarak sahneye çıktığı, yönetmenin sahneyi terk etmelerini emrettiği ana kadar herkesin kendine düşen rolü oynadığı bir çeşit masaldan? yönetmen bir oyuncuya kostümünü değiştirip sahneye çıkmasını emreder, böylece demin mor giysileri içinde kralı oynayan, az sonra paçavralar içinde bir köleciği oynar. her şey bir gölgeden ibarettir, ama bu masalı oynamanın başa yolu yoktur.
Când Platon se îndoia dacă locul femeii se află printre vietuitoarele înzestrate cu judecată sau printre cele lipsite de minte, voia doar să arate prostia nemăsurată a sexului frumos. Femeia e tot femeie, orice ar face, adică tot proastă, oricât s-ar strădui să se prefacă. Încă nu-mi vine a crede să fie femeile aşa de proaste încât să le supere cele ce am spus aici. Sunt doar de acelaşi sex cu ele, sunt Prostia. Dovedindu-le proaste nu le fac oare supremul elogiu? Şi, la o dreaptă cumpănire, ar trebui să vadă că mie, Prostiei, îmi datorează ele fericirea lor cu mult mai mare decât a bărbatilor. Nu eu le-am dat farmecele şi aţâţările, pe care cu drept cuvânt le socotesc ele mai de preţ decât orice şi care le ajută să-i înlănţuiască până şi pe cei mai crunţi tirani? De unde vine oare sluţenia bărbaţilor, cu pielea lor plină de păr, cu barba aceea ca o pădure, de par bătrâni şi în floarea vârstei? De la cel mai mare dintre vicii, înţelepciunea. Dimpotrivă, femeile au obraji catifelati, vorbă cristalină, piele netedă, tot atâtea semne ale unei tinereţi veşnice. Au ele vreo altă dorinţă în viaţă decât să placă bărbaţilor? Gătelile, sulemenelile, băile, dichisirea părului, parfumurile, mirodeniile şi toate celelalte care slujesc la înfrumuseţarea chipului, ochilor ori ascund beteşugurile, nu sunt inchinate acestui scop? Şi nu prostia le ajută pe femei să şi-l atingă? Dacă bărbaţii îndură fără crâcnire toanele femeilor, o fac ei oare din alt motiv decât pentru că aşteaptă ca ele să-i răsplătească dăruindu-le plăcere? Iar plăcerea e totuna cu prostia. Cine ia aminte la toate neroziile pe care le spune şi la toate prostiile pe care le săvârşeşte bărbatul care vrea să intre pe sub pielea unei femei nici că are nevoie de mai bună dovadă.
PREMIUM FEATURE
Advanced Search Filters
Filter search results by source, date, and more with our premium search tools.