Reference Quote

Shuffle
(...)mimarlığın, kendilerini bütünüyle ve ateşli bir biçimde ona adayanlara bir tür mutluluk getireceğini, düşüncenin doğum sancılarından ve ışıltılı dünyaya gelişinden doğan o kendinden geçmeye benzer duyguyu yaşatacağını sezemediler. Buluşun, yaratıcılığın gücüdür bu ve insana içindeki en saf şeyleri verme olanağını sağlar.

Similar Quotes

Quote search results. More quotes will automatically load as you scroll down, or you can use the load more buttons.

Akıl dediğimiz yerde bir düşünce oluşmasının olağanüstü güzelliğini kim tarif edebilir? Düşünce oluştuğu zaman, şu anda yazdığım düşünce gibi ölümsüzlük kazanma yeteneğine sahip olur, bu da insanoğlunun böyle bir özelliğe sahip tek ürünüdür.

Bronz ve mermer heykeller yok olabilir; bunları taklit ederek yapılan heykeller, bir resmin kopyasının aslıyla aynı olmaması gibi, eskisinin aynı olmayacak, farklı bir işçilikle yapılacaktır. Fakat bir düşüncenin binlerce kez yeniden yayınlanması, bir ağaca oyularak, bir taşa kazılarak yazılması onun her durumda aynı düşünce olma niteliğini değiştirmez.

Ruhun tümüyle dayanabileceği, geçmişi anımsamaksızın ve geleceğe el uzatmaksızın bütün benliğini toplayabileceği; zamanı hiçe sayabileceği; var olmaktan başka, yoksulluk hazzına da, zevkin ve üzüntünün, isteğin ve korkunun gereksinime duyulamayacağı bir durum varsa, bu durum sürdükçe herkes, yaşamın eğlencelerinde bulunan eksik, yoksul ve görece bir mutluluğa değil de ruhta doldurmak gereği duyulan hiçbir boşluk bırakmayan olgunlaşmış ve yetkin bir mutluluğa kavuştuğunu söyleyebilir.
Böyle bir durumda neden zevk alınır? Sanırım dışımızdan, kendimizden başka, yaşamımızdan başka şeylerden değil; insan yaşadıkça, Tanrı gibi, kendine yeter. Herhangi bir bağı olmayan yaşama duygusu, değeril bir hoşnutluk ve erinçlik duygusudur; boyuna aklımızı çelen, yaşamın tadını kaçıran kösnül ve maddesel duygulardan sıyrılmasını bilenler için, güzel ve tatlıdır. Ama, ardı arkası gelmez tutkularla çalkalanan insanların çoğu bu ruh durumunu bilmez; a da o denli az bilir ki tadına varamazlar. Dahası, bu tatlı kendinden geçmeleri isteyerek, gereksinimleri durmaksızın değişen yaşamdan iğrenmeleri, bugünkü koşullarda doğru değildir. Ama toplumdan dışlanan ve yeryüzünde ne kendisine ne de başkalarına yarayacak bir şey yapabilen bir mutsuz, talihin ve benzerlerinin elinden alamayacağı bir tür mutluluk bulur.

Düşünceye dalan kimse ne denli duyarlıysa, o uyumun verdiği esrikliğe o oranda kapılır. O zaman derin ve tatlı bir düşleme dalar; ve sanki özdeşleştiği bu güzel uyum içinde sarhoş olur. O andan sonra, ufak tefek şeylerin ayrımına varamaz ve her şeyi ancak bir 'bütün' içinde görür. Tümüyle kucaklamaya uğraştığı evreni, bölüm bölüm düşünebilmesi için düşüncesini ve imgelemini darlaştıran olağanüstü bir olay gerekir.

Çevremizde her şey değişir. Kendimiz de değişiriz ve kimse bugün sevdiğini yarın da seveceğinden emin olamaz. Böylece şu dünyayla ilgili mutluluk tasarılarımız hep ham düşlemlerdir. Gönül rahatına kavuştuğumuz zaman, zevkine varalım; kendi kusurumuzla onu kaçırmayalım; ama onu bağlamayı düşünmek de bir çılgınlıktır. Mutlu olan az kişi gördüm, belki de görmedim; ama, gönlü hoşnut kimselere sık sık rastlarım. Mutluluğumun dış belirtileri yoktur; onu keşfetmek için mutlu insanın yüreğindekini görebilmeli.

Ulusal duyguyu boğan, bu dünyaya değer verdirmeyen yoksulluklar, gereklilikler, felâketler görülmeye başlayınca, asıl gerçek mutluluğa öldükten sonra öbür dünyada kavuşacağı inancını veren ve sağlayacağını söyleyen dinsel doğma ve dinsel duygu, ulus uyandığı zaman onun şu gerçeği görmesine engel olamadı. Bu korkunç manzara karşısında kalanlara, kendilerinden önce ölenlerin, ahiretteki mutluluklarını düşünerek ya da bir an önce ölmeye dua ederek ahiret yaşamına kavuşmayı öğütleyen din duygusu; dünyanın, acısı duyulan tokatıyla hemen Türk ulusunun vicdanındaki çadırını yıktı; çağrılıları, Türk düşmanları olan Arap çöllerine gitti. Türk genel vicdanı hemen, yüzlerce yıllık güç ve ilerleme tutkusuyla, büyük heyecanlarla çarpıyordu. Ne oldu? Türkün ulusal duygusu artık ocağında ateşlenmişti. Artık Türk, cenneti değil, eski; gerçek büyük Türk atalarının kutsal miraslarının, son Türk el'lerinin savunma ve korunmasını düşünüyordu. İşte dinin, din duygusunun Türk ulusunda bıraktığı hatıra.

Peki, insanın bilgeliğinin ya da gerçek mutluluğun yolu nedir? Bu yol, özellikle arzularımızı azaltmak değildir, çünkü bu arzular gücümüzün altında kalsaydı, yetilerimizin bir bölümü etkisiz kalırdı ve tüm varlığımızdan yararlanamazdık. Bu yol, yetilerimizi artırmak da değildir; çünkü arzularımız daha büyük ölçüde artsaydı, yetilerimizden yana daha yoksul olurduk: Ama bu yol, arzularımızın yetilerimizden aşırı olmasını önlemek ve güçle iradeyi tam bir dengede tutmak demektir. İşte ancak o zaman, tüm güçler etkin oldukları için, ruh huzura kavuşacak ve insan kendini derli toplu bulacaktır.

Unlimited Quote Collections

Organize your favorite quotes without limits. Create themed collections for every occasion with Premium.

Düşünceler kendi haline bırakıldığında öksüz ve topal kalır. Ancak etkileşimle verimli kılındığında başkaları için de anlamlı hale gelir. Tarih boyunca odaklanılan nokta, boş olduğu varsayılan kafalara alışılagelmiş fikirleri işlemek olmuştur; ancak fikir üretmenin aşk yapmaya benzediği anlaşılamamıştır. Fikirler öylece yüklenemez insana. Her bireyin, emdiği bilgiyi şekillendiren kendine özgü duyguları ve hatıraları vardır. Ve fikirler, birçok farklı türde fikirle karşılaşana kadar kendi değerlerini bilemez. Dünyanın kafasında sakladığı düşünceler, seçimlerde ve anketlerde yalnızca çok yüzeysel olarak yansır. Yalnızca küçük bir azınlığın fikirlerinin bir parçası medyada veya kitaplarda yayımlanır. Dindeki ve psikiyatrideki günah çıkarma kesinlikle özel kalır. Ulusların, sınıfların ve grupların alışkanlıklarına ve zihniyetlerine dair yapılan çalışmalar, sıra dışı bireylerin aklından geçenleri pek de yansıtmaz.

Share Your Favorite Quotes

Know a quote that's missing? Help grow our collection.

Her insan kendisini yaratanın kendisi olmadığının bir kanıtıdır; ne babası, ne dedesi ne de ataları kendilerini yaratmışlardır; ne ağaç, ne bitki ne de hayvanlar kendi kendilerini yaratmıştır; tüm bu kanıtlara bakarak sonsuzlukta var olan ilk nedene, doğanın bildiğimiz maddi varlıktan tümüyle farklı olduğuna ve tüm varlıkları yaratan bir güce inanma kaçınılmaz olmaktadır; insanlar bu ilk nedene Tanrı demektedir.

Kozmos'u şöyle bir düşünmek bile garip bir heyecan verir. İnsanın sesini soluğunu kesen, ensesinden aşağı ürperti veren, bir boşluğa düşüşün hayal meyal anımsanışı gibi baş döndürücü bir duygudur bu. Çünkü tüm sırların en büyüğünün karşısında olmanın bilincindeyizdir.

"İnsan bir varlıkta ancak kendi değiştirdiği şeylere sahip olabilir...

"Niye çalıştığını bilmeden günde on iki saat çalışan bir insan için, ne saygınlık, ne de gerçek bir yaşam mümkün değildir." Bu çalışma bir anlam kazanmalı, bir vatana dönüşmeliydi. (...)

Marksizm bir öğreti değil, bir iradedir; proletarya ve yandaşları - yani sizler - için, kendini tanıma, kendini olduğu gibi hissetme, olduğu gibi yenme iradesidir; haklı çıkmak için değil, kendinize ihanet etmeden yenmek için marksist olmalısınız. (...)

Ama marksizmde hem bir kaçınılmaz kader duygusu, hem de bir irade yüceltimi var. Kader ne zaman iradenin önüne geçse, ben kuşkulanmaya başlarım. (...)

Gebereceksek, hiç değilse insan olmak için geberelim. (...)

- Hangi siyasi inanç dünyanın acısını anlatabilir ki?
- Ben acıyı anlatmaktan çox azaltmayı yeğlerim. Sesiniz insanlık dolu. Acıyı huşu içinde seyretmekten ibaret insanlıktan hoşlanmam.
- Başka bir insanlık olduğundan emin misiniz Çen?
- Açıklaması zor... Başka, en azından sadece seyretmekten ibaret olmayan bir insanlık var... (...)

Ben Çin falan kurmak istemiyorum, dedi Suan, ben Çin olsun ya da olmasın, kendi safımdakileri kurtarmak istiyorum. Yoksulları. Ben onlar için ölmeyi, öldermeyi kabulleniyorum. Sadece onlar için... (...)

Bizimkiler için yapabileceğin en iyi şey, ölmeye karar vermektir. Hiçbir insan, bu kararı veren kadar etkili olamaz. (...)

Bir kadını anlayıp açıklamakla uğraşan düşüncede erotik bir şeyler vardır... Bir kadını tanımayı istemek, hep ona sahip olmanın ya da ondan intikam almanın bir biçimidir. (...)

Bir insanın içinde bulunduğu, nasıl desem, insanlık durumuna katlanması çok az rastlanan bir olaydır. (...)

Zaten insanlar belki de iktidarı umursamıyor. Bu düşüncede onları asıl büyüleyen, gerçek erk değil, o mevkinin sağlayacağı tatlı keyifler düşüdür. Kralın erki yönetmektir, değil mi? Ama insan yönetmek istemez: Sizin de dediğiniz gibi, baskı yaomak ister. İnsanlar dünyasında insandan fazla bir şey olmak ister. İnsanlık d

Yaşlandığımızda mutlu olabilmek için, yaşam boyunca zihnimize eşlik edenlere kendimizi alıştırmamız gerekir, böylelikle her şeyden sırası geldiğinde mutlu oluruz. Sadece zevk adamı olan biri ileri yaşlarda acınacak duruma düşer; köle gibi çalışan da biraz daha iyi olsa bile aynı durumdadır. Doğa felsefesi, matematik ve mekanik bilimleri insanı dingin bir keyfe götüren daimi kaynaklardır ve rahiplerin kasvetli dogmalarına, boş inançlara rağmen bu konularla uğraşmak, gerçek dinle uğraşmaktır; bunlar insana Yaratıcı'yı tanımayı ve ona hayranlık duymayı öğretir, zira yaratılıştaki bilim ilkeleri değişmez ve ilahi bir kökene sahiptir.

Her şeyde, en iyi olan ve insanın kendi gücüne uygun olan aranmalıdır. İnsan, yüreklilik göstermeli ve tehlikeyi göze alabilmelidir. İnsan, yeni bir girişimde özel bir zevk duyar, gücünü ve değerini anlar. O zaman kendi değerini daha iyi anlar ve başkalarına daha iyi takdir ettirir. Tek başına kalınca, kendi güçsüzlüğünün acısını çeker.

Psikologların söylediğine göre,hayatta öyle anlar vardır ki günaha -veya toplumun günah saydığı şeylere duyulan tutku kişinin benliğine o kadar el koyar ki bedenin her lifi, beynin her hücresi sanki korkunç itkilerle ayaklanır. Böyle zamanlarda kadınlar ve erkekler istem bağımsızlığını kaybederler. Kendilerini bekleyen sona kurulu birer robot gibi ilerlerler. Seçme yetisi ellerinden alınmıştır. Bilinç ya öldürülmüş, ya da sağsa, yalnızca isyan etmeye cazibe katmak, inatçılığı şirin göstermek için yaşıyordur. Çünkü bütün günahların kaynağı, ilahiyatçıların bıkıp usanmadan söyledikleri gibi, büyüklerin sözünü dinlememektir.

Fakat mutluluk için insanın zihinsel olarak kendine sadakat göstermesi gereklidir. İmansızlık sadece inanç veya inançsızlıktan ibaret değildir; inanmadığı şeye inanmış gibi görünmeyi de kapsar.

Loading...