And of these, a great part build so much on their ceremonies and petty traditions of men that they think one heaven is too poor a reward for so great merit, little dreaming that the time will come when Christ, not regarding any of these trifles, will call them to account for His precept of charity.

Enhance Your Quote Experience

Enjoy ad-free browsing, unlimited collections, and advanced search features with Premium.

Ya da yaşamın boyunca hem kendine hem de başkalarına karşı duyduğun sorumluluğu terbiyeli şekilde yerine getirebilir misin (çünkü terbiyeli davranış sadece bir yetenek değildir, her eylemin başıdır), elinde her an sana yardıma hazır, şu benim ikizim ve vekilim 'Kendini Beğenmişlik' olmasa? Her fırsatta tam anlamıyla benim rolümü üstlenir kendisi. Çünkü insanın kendini beğenmesi kadar delice bir şey olabilir mi? Kendine hayran olması kadar? Ama insan kendini beğenmese, makul, hoşa giden ve terbiyeli bir davranış sergileyebilir mi?

Next, let no one be so fond as to imagine, that I should so far stint my invention to the method of other pleaders, as first to define, and then divide my subject, i.e., myself. For it is equally hazardous to attempt the crowding her within the narrow limits of a definition, whose nature is of so diffusive an extent, or to mangle and disjoin that, to the adoration whereof all nations unitedly concur.

Unlimited Quote Collections

Organize your favorite quotes without limits. Create themed collections for every occasion with Premium.

Je unwissender, dreister und leichtfertiger ein Arzt ist, umso höheres Ansehen genießt er; nicht zuletzt bei den betuchten Fürsten. Aber die Medizin, zumal wie sie heute von ziemlich vielen betrieben wird, ist nichts weiter als ein Zweig der Schmeichelkunst, genauso wie die Rhetorik.

Maar ik hoor best hoe je nu stilletjes tegenwerpt dat het huwelijk een zegen is zolang alles goed uitpakt, maar hoe zit het als je een kreng van een vrouw krijgt? Of een slet? Of als je kinderen god noch gebod erkennen? Er zullen gevallen bij je opkomen van mensen die kapotgingen aan hun huwelijk. Sleep er zoveel bij als je wilt, maar het gaat toch altijd om zwakheden van mensen, niet van het huwelijk. Heus, alleen slechte echtgenoten krijgen een slechte vrouw. Bovendien heb je de keuze van een goede zelf in de hand. En als ze dan slecht wordt? Een goede vrouw kan door een slechte echtgenoot slecht gemaakt worden, maar een slechte wordt door een goede echtgenoot altijd beter gemaakt. Het is niet terecht dat de vrouw de schuld krijgt: ik verzeker je, iedereen met een vrouw die niet deugt heeft dat altijd aan zichzelf te wijten.

Fındık kadar yer kaplayan insanları göklere yükseltmek, canavar ruhlu zalimleri resmi şölenlerle tanrılar katına yüceltmek büyük bir budalalıktır. — — -
Hangi erkek, gerçek bir bilge gibi hareket edip ilk iş olarak evliliğin sakıncalarını önceden görebilseydi, boynuna o yuların takılmasına izin verirdi ? Aynı şekilde kadınlar çocuk doğururken katlanacakları sancıları ve yaşayacakları tehlikeleri, çocuk büyütürken çekeceği sıkıntıları tam olarak bilseydi bir erkeğe nasıl karşılık verirdi? Yani varlığınızı evliliklere borçlusunuz. evlilik kurumu da varlığını çılgınlık tanrıçasına. birde unutkanlık tanrıçasının yardımları olmasaydı o acı tecrübeyi bir kez yaşamış olan hangi kadın tekrar çocuk doğurmayı göze alabilirdi. — — -
Öyleyse soruyorum, kendisinden nefret eden adam başkasını sevebilir mi? Kendisiyle anlaşamayan kişi başkasıyla anlaşabilir mi? kendisinden bile bıkmış usanmış kişi başkasına keyif verebilir mi? Bana göre insan delilikten daha deli değilse bu sorular karşısında sadece susar. Beni dışladığınız takdirde hiçbiriniz bir başkasına katlanamazsınız, hatta kendinizden bile tiksinir, kendinizden mideniz bulanır ve kendinize kem gözle bakarsınız. çünkü birçok açıdan anadan çok üvey ana olan doğa, ölümlülerin ruhlarına, özellikle de az biraz bilge olanlara kötülük tohumu ekmiştir; bu yüzden insan elindekine şükretmeyip başkasınınkine gıpta eder. Sonuçta yaşamın bütün iyiliği, bütün zarafeti, bütün haysiyeti bozulup yok olur.