Genevan philosopher, writer, and composer (1712-1778)
Jean-Jacques Rousseau (June 28, 1712 – July 2, 1778) was a major French-speaking Genevan philosopher of Enlightenment whose political ideas influenced the French Revolution, the development of socialist theory, and the growth of nationalism.
From: Wikiquote (CC BY-SA 4.0)
Alternative Names:
Citizen of Geneva
•
Jean Jacques Rousseau
•
J. J. Rousseau
•
Rousseau
•
J.J. Rousseau
•
JJ Rousseau
From Wikidata (CC0)
Showing quotes in randomized order to avoid selection bias. Click Popular for most popular quotes.
Haşhaş başlarını kesmekle Thrasybulos ile Tarquinius, gözde adamının ağzına mührünü basmakla İskender, Zenon'un önünde yürümekle Diogenes, uzun uzadıya konuşacak yerde söyleyeceklerini daha iyi anlatmış olmuyorlar mıydı? Aynı düşünceleri acaba hangi dolambaçlı sözler bu kadar iyi dile getirebilirdi? Ordusuyla birlikte İskitlerin ülkesine giren Darius'a İskit kralı bir kuş, bir kurbağa, bir fare ve beş ok gönderiyor. Elçi, armağanları bırakıp hiçbir şey söylemeden geri dönüyor. Bugün böyle bir adama deli denirdi. Elçinin bu müthiş sessiz konuşmasının anlamını kavramış olan Darius, elinden geldiğince çabuk davranıp ülkesine dönüyor. Bu göstergelerin yerine bir mektup gönderildiğini varsayın. Bu mektup ne kadar tehdit edici olursa, o kadar da az korkutacak, Darius'u güldürmekten başka bir işe yaramayan bir farfaralık olacaktı.
Çocuğu eğitmekte acele etmezseniz, ondan bir şey istemekte de acele etmeyin, böylelikle tam zamanında bir şey istemiş olursunuz. O zaman çocuk şımarmayacak şekilde yetişir. Ama düşüncesiz bir eğitimci nasıl davranacağını bilmediği için çocuğa, her an, hiç ayrım gözetmeden, seçim yapmadan her şeye söz verdirir, tüm bu söz vermelerden sıkılan ve bunların aşırı yükü altında kalan çocuk bunları yadsır, unutur, kısacası küçümser ve bunlara anlamsız formüller gözüyle bakarak, söz verip tutmamakla eğlenir. Öyleyse çocuğun verdiği söze sadık kalmasını istiyorsanız, söz istemekte ölçülü davranın.
Birçok insan gördüm ki benden çok daha bilgince felsefe yaparlardı; ama felsefeleri sanki kendilerine yabancıydı. Herkesten daha bilgin olmak istedikleri için, nasıl kurulduğunu anlamak amacıyla dünyayı incelerlerdi; ama bu, kazayla rastladıkları bir makineyi gözden geçirmek merakından başka birşey değildi. İnsanın yaratılışını öğrenmeye çalışıyorlarsa, bunun nedeni ondan bilgince söz edebilmek içindi; yoksa kendilerini anlayabilmek için değil.
İnsanlar, insan olun; bu sizin ilk görevinizdir: Her durumda, her yaşta, insana yabancı olmayan her şeyde insan olun. Sizin için insanlık dışında hangi bilgelik vardır? Çocukları sevin; oyunlarını, zevklerini, sevimli içgüdülerini destekleyin. İçinizden hanginiz gülümsemenin dudaklardan eksik olmadığı ve ruhun hep huzur içinde olduğu o yaşı kimi zaman özlemle aramamıştır? Bu küçük masumların, ellerinden çabucak kaçan bu kısacık zamandan ve kötüye kullanamayacakları bunca değerli bir maldan yararlanmalarını neden engellemek istiyorsunuz? Sizin için geri gelemeyeceği gibi onlar için de geri gelmeyecek olan bu kadar kısa ilk yılları neden üzüntü ve acılarla doldurmak istiyorsunuz? Babalar, ölümün çocuklarınızı beklediği anı biliyor musunuz? Doğanın onlara bahşettiği o azıcık anı ellerinden alarak kendinizi pişmanlıklara hazırlamayın: Onlar var olmanın zevkini hissedebilir duruma gelir gelmez bu zevkin tadını çıkarmalarını sağlayın; Tanrı'nın onları çağıracağı herhangi bir saatte, yaşamın tadını almadan ölmemelerini sağlayın.
Thus the whole education of women ought to be relative to men. To please them, to be useful to them, to make themselves loved and honored by them, to educate them when young, to care for them when grown, to council them, to console them, and to make life agreeable and sweet to them — these are the duties of women at all times, and should be taught them from their infancy.